
Yine birden bire geliÅŸti her ÅŸey, nereye gideyim bu bayram derken, yanı başımızdaki komÅŸumuz aklıma geliverdi birden, bir zamanlar gördüğüm bir rüyanın da verdiÄŸi bir enerji vardı, kalktım ve gittim her ÅŸey bu kadar kolay oldu, bu gezide fotoÄŸrafçılık kulübünden arkadaşım Fatma’da beni yalnız bırakmadı.
Arife günü Adana’ya da uÄŸrayarak baÅŸlayan bu gezimizin Suriye ayağına Bayramın ilk günü, günün ilk ışıklarıyla vardığımız Malula ÅŸehrinde baÅŸladık;
Bu ÅŸehir ne geçididir, neyin geçididir bilinmez ama ismi geçit yeri anlamına geliyor, Dünyada arami dilinin konuÅŸulduÄŸu tek yer burası, ‘Bismillah’ deyip Bayram namazına giriyorum sabahın ilk ışıklarıyla, tekbirler imamın etrafında oluÅŸturduÄŸu bir koro ya da nakarat grubunca yapılıyor, namaz sonrası çıkışa sepetle konulan elmalardan alırken, Fatma’ya da bir tane almayı ihmal etmiyorum. ÇocukluÄŸumda yaptığım ÅŸeyler; kız kovalayan, mantar tabancası vs.orada ki çocukların da bayram eÄŸlencesiymiÅŸ meÄŸer.

Çocuklar sarıyor etrafımızı, onları kameraya alıyor fotoÄŸraf çektiriyoruz beraber. Malula ÅŸehri Hz.Meryem ve Hz.İsa’nın da memleketi aynı zamanda. Yüzde seksen beÅŸlik bir kısmı Hıristiyan, geri kalanı ise Müslüman ve diÄŸer gruplar oluÅŸturuyor. Dağın etekleriyle, orta kısmı arasına yapılmış bu ÅŸehre ilk girdiÄŸinizde sanki bir heyelan tehlikesi hissediyorsunuz, beyaz taÅŸtan yapılmış evler arasındaki kilise ve camilerden gelen ezan ve çan seslerinin karışıp bir hoÅŸ geldin seremonisine dönüştüğü ÅŸehrin üst kısımlarında bir kiliseye konuk oluyoruz bu sefer. Arapça ayin dinliyoruz ve peÅŸinden bizim gruba özel Aramice bir dua yapılıyor, huzurumu anlatamam size, baÅŸka yerde bu dilden alamayacağımız duaları bize özel olarak alıyoruz, anlatılamaz bir duygu bu…
Mistik Malula ziyareti sonrası, Busra ÅŸehri’ne geliyoruz.
Bir ÅŸeyler satarak ya da dilenerek ya da tuvaletlerini kullandırtarak bizden nerdeyse zorla para koparmaya çalışan adeta canavarımsı çocuklar, o mistik havadan çıkarıveriyorlar bizi… Çocuklardan kurtulalım derken, Romalılarla nebatiler döneminde yapılmış antik tiyatronun önünde buluyoruz kendimizi. Antik tiyatro Büyük Constantinus zamanında (306-337) psikoposluk merkezi haline getirilmiÅŸ. Müslümanlar içinde önemli olan Hz.Muhammed’in bahira hadisesini yaÅŸadığı, rahip bahira manastırını geziyoruz…
Turist grupları Suriye’ye çeken en önemli turizm merkezi belki de Palmira. Kilometrelerce yol gidilerek varılabiliyor buraya, tavsiyem yol üzerindeki tek tesis BaÄŸdad 66 Kale’yi es geçmemeniz ve hatta benim yaptığım gibi birilerini buranın sahibinin Yozgatlı olduÄŸuna da inandırırsanız molanız keyifli geçebilir; Çölün gelini de deniyor, çölün ortasındaki bu vaha için. 1. yüzyılın baÅŸlarında kurulmuÅŸ ve 8. yüzyılda terk edilmiÅŸ bir antik kent burası, ismi kraliçesi Zennube (Zenobia) ile de bilinir. Bu kadın güzelliÄŸi ile meÅŸhur, 6 lisan bilen, hitabeti ile insanları etkileyen biri ve çok iyi de bir politikacı aynı zamanda. Romalılar ve persler arasında yaptığı akıllı siyaset burayı bir ÅŸehir devleti haline getirivermiÅŸ. Mısır ve Suriye’yi almış hatta mısırda Klopatra’nın varisi olduÄŸu söylenir olmuÅŸ, hikaye uzun… Fakat Palmira gezilip görülesi bir yer.

Bel Tapınağı hariç ücretsiz girilebiliyor her yerine. Uzun uzun sütunları, muhteÅŸem mimarisi ve günümüz ÅŸehir plancılığına örnek teÅŸkil edecek su kanalizasyon ve hamam sistemleri insanı etkiliyor. Zeus’a ithafen yapılmış, kabartma ve heykellerin de görülebildiÄŸi 205+210 metre büyüklüğündeki Bel Tapınağı ise Zeus adına tüm görkemi ile karşılıyor misafirlerini…
Önemli duraklarımızdan birisi de Åžam. Åžam dünyanın en eski ÅŸehirlerinden. 7000 yıllık bu ÅŸehirden etkilenmemek mümkün deÄŸil. Pek çok medeniyetler, pek çok kültürler gelmiÅŸ geçmiÅŸ buradan. Her yer Baba Hafız ve oÄŸul BeÅŸÅŸar’ın fotoÄŸraflarıyla süslü. Bu hava laik bir cumhuriyetten çok bir krallıkmış hissi uyandırıyor bende. Åžehir eski Åžam ve yeni Åžam olarak ikiye ayrılıyor. Ülkemize göre petrolün ve yakıtın kat kat ucuz olduÄŸu yeni Åžam’da en kötüsünün 500 bin dolardan baÅŸladığı ev fiyatları orantı anlamında kafamı karıştırıyor.
Temiz giyimli insanlarının olduÄŸu ama sokaklarında çöplerin eksik olmadığı tezatlarla dolu bu yeri düşünerek, hangi akla hizmet ev alınır bu fiyatlara diye düşünüyorum. Yadsınmaması gereken ise bu ülkenin çok güvenli bir ülke olduÄŸu gerçeÄŸi. Suçluların daraÄŸacında ulu orta sallandırıldığı bu laik ülkede sahipleri içinde olmasa bile dükkanların kapıları ardına kadar açık, damak tadımıza uygun lokanta ve tatlıcıların bulunduÄŸu Åžam’da; kadınların dekoltel giysililerini de, haÅŸemalısını da görebiliyoruz. Maazallah o kadar ilericiler ki hayal deÄŸilse, ben el ele iki erkek bile gördüm.
Åžamda’da tüm Suriye gibi kutsal yerler ve yapılar oldukça fazla. Bence önem sırasına göre burada görülmesi gereken yerler ise; Hamidiye Çarşısı, Kiliseden devÅŸirme muhteÅŸem Emevi Camii, Selahattin Eyyübi Türbesi, Jüpiter tapınağı kalıntıları…
Halep’e yeni ÅŸehrin içinden geçerek giriyoruz “aman yarabbi çok güzel” diyorum. Binaların tamamı açık renkli ve iyi bir mimari ile yapılmış, kolay iÅŸlenen beyazımsı renkte kayÅŸani taşından yapılmış bu evler, çok pahalılarmış. Marka alışveriÅŸ maÄŸazaları ve lokantaları ile göz kamaÅŸtırıyor yeni Halep. Tarihi kapalı çarşının ve Halep Kalesi’nin de bulunduÄŸu bir de eski Halep var. Tabii bayram nedeniyle kalenin içine giremedik ama sokak sokak eski Halep’i gezdik ve Kapalı Çarşının açık olan dükkanlarından alışveriÅŸ yaptık. Yeni ÅŸehirde ise hayatın canlılığını ise bir Hıristiyan mahallesi olan Aziziye’de gördüm. Devasa kiliselerin bulunduÄŸu bu mahallede ağırlıklı olarak tehcirde gelmiÅŸ Ermeniler yaşıyorlar.

Halep genel manada bir ticaret merkezi. Tüccarları ise ticari zekaları ile meÅŸhur. Bu konuda Kayserililerden bile zeki oldukları söyleniyor. Kayserili olmasanız da alış veriÅŸte 3 diyorsa satıcı, 1 vermeniz gerektiÄŸi realitesini öğreniyorsunuz. Benzinin litresi bizim paramızla 60 kr. Åžehrin bir ucundan diÄŸer ucuna taksi ücreti ise ben diyeyim 1 TL siz deyin 2 TL. Åžam’ın suları, Halep’in yemekleri. Humusun da göremediÄŸimiz kızları meÅŸhurmuÅŸ.
Yemek alışkanlıklanmız benzese de, temizlik anlamında beklenenin uzağındalar. Humus ve Hama aynı güzergahtalar, önce Humus’a uÄŸradık. Panaromik bir ÅŸehir turu yaptık. Düzenli temiz bir ÅŸehir Humus. Kızlarının güzelliÄŸi haricinde bunlar bizim Karadeniz insanının tipik özelliklerini sergilemekteler. Çok zeki insanlar, fakat bu arkadaÅŸlarımız için burada anlatılan bir hikaye var: MoÄŸol imparatoru Hulaku ülkeleri,ÅŸehirleri, kasabaları yakıp yıkarak ilerlemektedir.
Humuslularsa bir araya gelip büyükler meclisini toplayarak, ne yapacaklarını, bu felaketten nasıl kurtulacaklarını düşünmeye baÅŸlarlar nihayet karar verildiÄŸinde bir ÇarÅŸamba günü Hulaku ordusuyla ÅŸehre varmıştır; birde ne görsün direniÅŸ bir tarafa, kapılar ardına kadar açık, anahtarları da üzerindedir, insanlar sokaklarda tuhaf hallerde gezinmekte, ortalık adeta bir tımarhaneye benzemektedir. Hulaku bu duruma bir bakar, “Haydi!” der ordusuna “Bırakın bu delileri biz yolumuza devam edelim”. İşte o gün bugündür, Humuslularla dalga geçilir.
Suriyeliler gözünde Humus, ÇarÅŸamba günleri of’ludur ve off’tur. AkÅŸam vakti vardığımız Hama ÅŸehri ise kaleler bölgesi olarak anılıyor. Antik ÅŸehir Aphamia’da burada ve görülmesÅŸ gereken yerlerden. Hama için söylenecek çok söz olsa da biz Asi nehrini ve nehir üzerinde kurulmuÅŸ, Yunus Emre’nin adına ÅŸiirler yazdığı su dolaplarını gördük ve ÅŸehir turu yaptık. Ülkenin genel özelliklerini yansıtan bir bölge. Suriye seyahati sonrasında “İyi ki gitmiÅŸiz” diyebilmiÅŸ olmamız, sizlere tavsiye edebileceÄŸimiz anlamına da geliyor. 2010 bol seyahatli bir yıl olsun…