
Egzersizin sağlığımız için yararlı olduğu ancak kilo verdirmediği aksine kilo aldırdığı vurgulandı. Time dergisinin tam 6 sayfasını ayırdığı araştırmaya bir göz atalım…
Egzersizin kilo verdirdiğine yönelik yaygın inanış aslında oldukça yeni. Eskiden doktorlar fiziksel egzersizi belli bir yaşın üstündeki hastalarda oldukça sınırlandırırken, günümüzde doktorlar en yaşlı hastalarına bile spor yapmalarını önermekte. Düzenli egzersiz ve spor yapan kimselerin kalp hastalıkları başta olmak üzere kanser, şeker hastalığı gibi çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin, spor yapmayanlara göre çok daha az olduğu görülmüş.
Birçoğumuz kilo vermenin irade isi olduğuna inanmaktayız. Spor ile kalori yakarken aynı zamanda boğazımıza da hakim olup az yemeği öğrenmemiz halinde de kilo verebileceğimizi düşünmekteyiz. Ancak doğa öyle düşünmemekte.
Doğa, hareketli insanı yemek yemeye teşvik ederken, hareketsiz insanı da az yemeğe teşvik eder. Dolayısıyla spor yaptığımız zaman vücudumuz, vücut kütle kaybını kompanse etmek için gıda alımını da otomatikman arttırıyor. Harvard Üniversitesi’nde Beslenme ve Fiziksel Egzersiz araştırmalarının başkanı Steven Gortmaker, günlük gıda alımını belirleyen en önemli parametrenin ‘enerji harcanımı’ olduğunu söylüyor ve ekliyor:’ Eğer fiziksel olarak aktifseniz, daha çok acıkırsınız ve daha çok yersiniz’. Louisiana Üniversitesi’nden Dr.Timothy Church, bu acıkma etkisinin yanı sıra işin bir de psikolojik boyutu olduğunu da ekliyor: ‘İnsanlar, spor salonundan çıkar çıkmaz soluğu bir cafede alıp kendilerini ödüllendirmek için turta yiyorlar. Egzersizle 200-300 kalori harcadıktan sonra yarım turtayla bunu nötralize ediyorlar.’
Uzmanlar vücut yağ kas ilişkisinin de yanlış anlaşıldığını söylüyorlar. Columbia Üniversitesi akademisyenlerinin 2001 de Obesity Research dergisinde yayınlanan araştırmasına göre dinlenme halindeki 1 kilogram kas günde ortalama 3 kalori yakarken, 1 kilogram yağ ise 1 kalori yakmaktadır.
Örneğin 5 kg’lık yağı 5 kg kasa çevirdiğiniz takdirde (ki bu hiç de kolay değildir.) Sizin fazladan alabileceğiniz enerji miktarı sadece 40 kaloridir ki 40 kalori sadece 1 çay kaşığı tereyağa eşdeğerdir.
Temelde insanoğlu günlük hayat aktivitelerini gerçekleştirmek için kullandığı enerjinin dışında fazladan kalori harcamak için yaratılmış bir tür değildir. Çünkü insan vücudu, ister yiyecek bulmanın zor olduğu eski çağlarda olsun, ister kalorili besinlerin bol ve ucuz olduğu günümüzde olsun, iki durumda da, enerji alımını yani gıda almayı kestiği zaman ‘kıtlık’ sinyali vererek metabolizmayı yavaşlatıyor ve enerjiyi depolamaya başlıyor. Uzun dönemli katı diyetlerde bir süre sonra kilo kaybının durmasının nedeni işte budur. Aynı şekilde insan vücudu enerji harcamaya yani kilo vermeye başladığında metabolizma hızlanıyor ve iştah da artıyor.
Sonuç olarak insanlarda temelde ‘açlıktan ölmeyi engellemek’ için doğal bir koruma mekanizması mevcuttur. Ancak kemirgenler için durum farklıdır. Çünkü kemirgenlerin fazla kalorileri yakmaya yönelik kapasiteleri diğer türlere göre çok daha fazladır. Bunun sebebi ise vücutlarında bulunan ‘kahverengi yağ dokusu’ denilen yapıdır. Kahverengi yağ dokusu hücrelerinde bulunan ve hücrenin enerji organeli olan mitokondriler gıdalardan aldığımız enerjileri ısı olarak dışarı atar ve ısının yükselmesiyle kaloriler zahmetsiz bir şekilde yakılır.
Kemirgenlerdeki bu kahverengi yağ dokusunun fazla olması, onların obez olmamalarını sağlar. Ancak ‘kahverengi yağ dokusu ‘dediğimiz yapı insanlarda çok daha azdır. Bu nedenle aldığımız kaloriler ‘beyaz yağ dokusu’ olarak vücudumuzda özellikle göbek, bel, kalça ve basen gibi bölgelerde depolanır. (Obezitenin sonunu getirecek keşif: Kahverengi yağ dokusu yazımızı mutlaka okuyun).
Egzersizin nasıl yapıldığı önemli
Peki, doğa bizi egzersizle kilo verdirmeye programlamadıysa öyleyse spor yapmayalım mı? Elbette hayır. Fiziksel egzersiz, bizi kalp damar hastalıkları başta olmak üzere bir sürü hastalıktan korumanın yanı sıra zihinsel sağlığımızı ve algılama fonksiyonlarımızı da iyileştirir. Nöroloji dergisinin haziran sayısında yer alan bir çalışma, haftada bir egzersiz yapan ileri yaştaki kimselerin yapmayanlara kıyasla hafıza ve algılama fonksiyonlarının %30 daha iyi olduğunu göstermiştir.
Yine çok yakın zamanda University of Alberta tarafından yapılan bir araştırmada sırt ağrısı olan ve haftada 4 gün egzersiz yapan hastaların haftada sadece 1 gün yapanlara oranla hareket kabiliyetlerinin %36 daha yüksek olduğu görülmüştür. Fiziksel egzersizin yoğunluğu da bir başka tartışma konusu. Uzmanlar, haftalık yoğun ve yorucu spor aktivitelerine katılan çocukların; koşmak, bisiklete binmek, top oynamak, tırmanmak gibi normal fiziksel aktiviteleri yapan çocuklardan daha sağlıklı ve fit olmadıklarını söylüyorlar. İnsanları yoğun fiziksel aktivitelere itip, yorulmalarına ve acıkmalarına neden olmak aslında bir nebze obeziteye davet.
Bazı uzmanlara göre fast-food restoranlarında çocuklar için oyun parklarının koyulması da bu nedenden ötürü oldukça sakıncalı. Koşan, oynayan çocuğun karnı acıkıyor ve hemen yanı başındaki hamburger ve patates kızartmalarına saldırıyor. Dolayısıyla kaş yapayım derken göz çıkarmış oluyorsunuz.
Sonuç olarak problem aslında tek başına ‘egzersiz’ değil, nasıl egzersiz yaptığımız. Günümüzde obezite araştırmaları yapan çoğu uzman, sık ama düşük tempolu fiziksel egzersizin, spor salonlarında terdökmekten çok daha faydalı olduğu konusunda birleşiyor. Konu kilo vermek olduğunda ise, yaptığımız egzersiz kadar aldığımız gıda da bir o kadar önemli. Metabolizmamızın dışarıdan gelen güçlü uyarılara vücudu korumak adına zıt tepki verdiğini unutmamalı ve yemek yerken de spor yaparken de aşırıya kaçmamamız gerektiğini unutmamalıyız. Hiç şüphesiz yoğun ve yorucu fiziksel egzersiz size kilo verdirmediği gibi aksine kilo almanıza neden olur. Egzersizi kilo vermek için değil, hastalıklardan korunmak ve daha sağlıklı olmak için yapmalısınız. Gelecek sayımızda kilo almamızın bir numaralı sorumlusu ‘iştah’ denilen canavarın nasıl dizginlenebileceği konusunu ele alacağız.
Kahverengi yağ dokusu
Yağ dokusu denince hepimizin aklına vücudumuzda bel, karın ve basenlerde biriken ve kurtulmak için bin bir çaba harcadığımız yapılar gelir. Herhalde biri size çıkıp da bir yağ dokusunun yağ yaktığını söylese çok şaşırırdınız. Oysa bu gerçek! Kahverengi yağ dokusu dediğimiz bu yapı vücudumuzda çok daha fazla bulunan “beyaz” yağ dokusundan farklıdır.
Kahverengi yağ dokusu esas olarak vücutta ısı üretiminden sorumludur ve alınan enerjinin büyük bir bölümünü ısıya çevirerek vücudun sıcak tutulmasını sağlar. Termogenez dediğimiz bu olay, özellikle kış uykusuna yatan hayvanların, küçük vücutlu memelilerin, bebeklerin, kısacası yaşam döngülerinde ısı dengesi önemli olan canlıların vücutlarında daha fazla miktarda bulunuyor. İnsandaysa, bu şekilde doğayla baş başa, çetin ısı farklarıyla mücadele etme koşulu olmadığından, kahverengi yağ dokusu da çok az bulunuyor ve yaş ilerledikçe kayboluyor.
Yakın zamana kadar bilim adamları büyüme sırasında kahverengi yağ dokusunun giderek azaldığını ve yetişkinlerde yeterli miktarda kahverengi yağ dokusu bulunmadığını düşünüyorlardı. Ancak sonuçlan ünlü tıp dergisi New England Journal of Medicine’de yayımlanan üç araştırma, yetişkin erkek ve kadınların yarısından fazlasında, uyarıldığında önemli miktarda beyaz yağ dokusunun kullanılarak azalmasına yol açacak kadar kahverengi yağ dokusu bulunduğunu gösterdi. Bu üç çalışmanın da ortak noktası, insan vücudunda enerji sarfını artıracak doğal bir mekanizmanın var olduğuydu.
Kahverengi yağdokusu nasıl aktif hale getirilebilir?
Şimdiye kadar üretilen zayıflama ilaçlarının hepsi enerji alımını kısıtlamaya yönelik, hiçbiri enerji sarfını artırıcı değildir. Son yıllarda obezitenin önlenmesine yönelik araştırmalar hep kahverengi yağ dokusunu aktif hale getirerek enerji sarfiyatını arttıracak maddeler üzerinedir, özellikle yeşil çay ve kafeinle ilgili yapılan çok sayıda araştırmada bu iki doğal maddenin birlikte kullanılmasının kahverengi yağ dokusunu harekete geçirdiği ve enerjinin ısı şeklinde dışarı atılarak kilo kaybını sağladığı görülmüştür. Sağlık Bakanlığı onaylı yan etkisiz ve güvenilir Activin T tableti içerisindeki yeşil çay ekstresi (90 mg epigallokateşingallat) ve kola çekirdeği ekstresi (50 mg kafein) termojenik özellikleri nedeniyle hafif bir diyetle birlikte uygulandığında yağı ısıya çevirerek zahmetsizce fazla kilolardan kurtulmanızı sağlıyor.