
Tüm batı dünyasında olduğu gibi ülkemizde de özellikle gençlerde salgın olarak ifade edilen akne (sivilce) gençlerin gerek cilt yapılarının geriye dönümsüz olarak bozulması gerekse psikososyal açıdan gençlerde ciddi ölçüde sorun yaratması nedeniyle son derece önemle üzerinde durulması gereken bir cilt sorunudur.
Akne gençlerin % 85-90′ı gibi çok büyük bir oranda görüldüğü için akne salgını olarak tanımlanmaktadır, özellikle erken dönemde uygun metotlarla akne oluşumu önlenmez, ya da var olan akne lezyonları giderilmezse, ciltte kalıcı kusurlar ortaya çıkmaktadır, Cildin, sosyal iletişimin temel anahtarı olması nedeniyle ciltteki kusurlar hem kadınlarda hem de erkeklerde özgüven kaybına, sosyalizasyon bozukluklarına, depresyona ve hatta intihara neden olabilmektedir.
Özellikle batı dünyasında inek sütü tüketimi ile akne oluşumu çok önemli bir korelasyon göstermektedir. Diğer bir değişle süt tüketiminin artması, doğrudan akne oluşumuna yol açmaktadır. Yaşları 18 ila 70 arasında sağlıklı 2000 kişide yapılan bir araştırma, 16 yaşma kadar olan erkeklerde akne daha sık görülürken, 23 yaşından sonra kadınlarda daha sık görülmektedir.
Bir diğer araştırmada, yaşları 26 ile 45 arasında bulunan kadınlarda akne görülme oranı %42 olarak bildirilmiş, benzer şekilde yetişkin kadınlarda yapılan diğer bir araştırmada da akne görülme oranı % 41 olarak saptanmıştır. Bu değerler toplumda ne kadar çok insanın akne probleminden muzdarip olduğunu gözler gözler önüne sermekte ve bu nedenle akne batı dünyasının cilt sorunu (salgını) olarak kabul edilmektedir.
Akne Neden Olur?
Akne son derece kompleks, tedavisi oldukça güç ve uzun süreli tedavi gerektiren, eskiden bilinenin aksine diyet ve bireyin psikolojik durumu ile çok yakından ilgi gösteren bir cilt sorunudur. Her ne kadar yeni doğan döneminden itibaren çocukluk döneminde de görülebilmekle birlikte, temelde gencin bluğ dönemine girmesiyle ciddi bir şekilde ortaya çıkan ve 40lı yaşlara kadar sıklıkla devam edebilen temelde ciltteki bir yapılanma sorunudur. Akne oluşumuna etki eden faktörlerin başında vücuttaki hormon değişimleri gelir.
Propionibacterium Acne akne bakterisi
Her iki sekste de bluğ çağında artarı erkeklik hormonları, yağ bezlerinin aktivitelerini artırmakta, ciltte yapılanma kusuru ortaya çıkmakta, bu yapılanma kusuru ile birlikte normal ciltte görülebilen Propionibacterium acne adı verilen akne bakterisi bu yapılanma kusuru ile birlikte aşırı yağ yapımı olan, içinde kıl ve yağ bezlerini barındıran kanalları enfekte etmekte, ortaya çıkan iltihabi reaksiyon, gözeneklerin cilt artığı hücrelerle tıkanmasına, P.acne bakterilerinin yağ metabolizması sonucu açığa çıkan ve hücre duvarlarını bozan yağ asitleri ya da iltihabi faktörlerin duvarlarını çatlatması ile de şiddetli akne lezyonları ortaya çıkmaktadır.
Geleneksel olarak akne tedavisinde pek çok ilaç kullanılmaktadır. Ancak bu ilaçlar cildin yapısal bütünlüğünü bozduğu, alerjik reaksiyonlar, ciltte aşırı hassasiyet, kızarma, yanma, kuruma, kırışıktık artışı, ışığa hassasiyet, karaciğer bozukluğu, antibiyotik direnci, ciltte yaygın soyulma ve döküntü yapabildiği için özellikle gençler, kendine ve cildine özen gösteren kadın ya da erkekler tarafından kullanılmamaktadır.
Bu nedenle ciltte hiçbir soruna yol açmayan, cildin yapısal bütünlüğünü koruyan, cildi güçlendiren, cildin görünümünü iyileştiren ancak tüm bunları yaparken de akne lezyonlarını gideren ve yeni akne lezyonlarının oluşumuna mani olacak yöntemler geliştirilmeye çalışılmıştır.Tüm bu faydaları Niasinamid ciltte yağ yapımını baskılarken, cildin nem dengesini ayarlamakta, cildi yağlandırmadan nemlendirmektedir. Bunu cildin ana tabakalarını güçlendirerek yapmaktadır.
Niasinamid doğrudan iltihap önleyici ve giderici etkiler ortaya çıkararak, aknenin orta ve şiddetli durumlarında iltihaplan süratle giderici, cildin yapısını düzeltici, kızarıklık önleyici etkiler oluşturmaktadır. Ayrıca son yıllarda niasinamidin yüksek konsantrasyonlarının ciltte çok güçlü anti-aging etkiler oluşturduğu da klinik deneylerle saptanmıştır.
Ciltte niasinamid akne giderici olarak kullanıldığında niasinamidin etkilerini güçlendirmek için kozmofarmasötik Jel ya da Jel krem formülasyonlarına alfahidroksiasitler eklenmektedir. Bu maddelerin en iyi bilinenlerinden biri olan laktik asit ve glikolit asit, cildin üst katmanlarını hafifçe soyarak hem siyah hem de beyaz noktaların uçlarının açılarak içlerinin rahatça boşalmasına yardımcı olmaktadır.
Yapılan araştırmalarda ciltte linoleik asit adı verilen bir yağ eksikliğinin akne oluşumuna yol açtığı görülmüştür. Bu da standart olarak bildiğimiz yağlanma akneye yol açar ifadesine ters düşmektedir. Yapılan klinik araştırmalarda da cilde linoleik asit ya da Evoning Primrose Oîl gibi yüksek linoleik asit içeren ve güçlü iltihap baskılayıcı ve antioksidan etkileri bulunan doğal bitkisel maddelerin akne oluşumuna karşı koyduğu gösterilmiştir. Bu nedenle cildi tahriş olmuş, cilt hassasiyeti ciltte ortaya çıkaran madde niasinamid yani vitamin B3 tür.
ilk olarak 1995 yılında ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmada, akne tedavisinde çok sık kullanılan antibiyotik ile bir karşılaştırmalı çalışma yapılmış ve niasinamidin 3. ay sonunda klinik başarısı % 82 olarak bulunurken, antibiyotik tedavi başarı oranı %68 olarak saptanmıştır. Bu araştırma sonrasında akne ile savaşta niasinamid etkinliği klinik olarak kanıtlanmış, çok güçlü, doğal, cilt ile mükemmel uyum gösteren bir bileşik olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle sıklıkla niasinamid ile birlikte kullanılmaktadır.
Ülkemizde eczanelerde acnecinamide adı ile satılan jellerde de niasinamid ile birlikte laktik asit bulunmakta ve böylece klinik etkinlik % 90′ların üzerine çıkarılmaktadır. Bu jeller cilde sürüldüğünde çok hafif, 30-40 saniye süren, ciltte bir batma, karıncalanma hissi oluşturmakta ve bu his, alfa hidroksi asitlerin cilde girerek çalışmaya başladığını göstermektedir. Tek kullanımlık sivilce mendillerinde de laktik asit ve glikolik asit birlikte kullanılmakta ve içeriğindeki farklıdoğal bileşenler ile ciltte nazik bir peeling oluşturularak gözeneklerin boşalması, cildin pürüzsüzleştirilmesi gerçekleştirilebilmektedir.
Ancak alfa hidroksi asitler güneş duyarlılığını artıracağından, bunları kullanan kişilerin doğrudan güneşe maruz kalmamaları ve yüksek konsantrasyonda niasinamid ile yağ dengeleyici maddeler içeren ve SPF (güneş koruma faktörü) 15 olan güneş kremlerini beraberinde kullanmalıdırlar. Akneli bireyler jel krem formunda bulunan ve içinde niasinamid ile birlikte Evening Primrose 011 (EPO), Pantenoi ve benzeri doğal bileşikleri bulunduran formülasyonları kullanmaları çok uygun olacaktır. Bu maddeleri içeren acnecinamide jel krem ile Ege Üniversitesi Tıp Faküitesi’nde yapılan bir pilot araştırmada da jel krem formulasyonunun %90′nın üzerinde akne lezyonlarında etkili olduğu, ayrıca ciltte akneye bağlı gelişen lekelenmeleri hafiflettiği görülmüştür.