
Batı dünyasında son yıllarda yapılan pek çok araştırına, çayın hafızayı güçlendirdiğini, zihinsel kapasiteyi özellikle erişkinlerde arttırdığını, zindelik ve sağlık kaynağı olduğunu göstermiştir. Ancak bizim içtiğimiz siyah çaydan çok daha güçlü sağlık koruyucu etkileri olan, uzak doğuda kullanılan yeşil çaydır.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sudan sonra en sık tüketilen sıvı çaydır ve ülkemiz dünyanın 6. büyük çay üreticisidir. Yeşil çay olarak tanımlanan ve bilinen çay da bütünüyle ülkemizde, Karadeniz’de yetişen çay bitkisinin ta kendisidir. Latince adı Camelia Sinensis olan çay bitkisi, işleme şekline göre yeşil olarak kalır ve yeşil çay olarak isimlendirirken, oksidasyon ile karardığında siyah çay haline döner. Aslında çay olarak tanımlanan tüm sıvılar, Camelia Sinensis (çay bitkisi) gibi, bitkinin su ile demlenmesidir. Diğer bir ifadeyle, bitki çayı demek anlamsız bir tanımlamadır. Çünkü bitkiden başka bir maddenin çayı olmaz. Bitki çayı olarak bahsedilen çaylar, elma çayı gibi aromatik özellikleri nedeniyle ya da adaçayında olduğu gibi tıbbi faydaları, sağlık koruyucu ve güçlendirici özellikleri nedeni ile tüketilirler. Bitki çayı “Atlı Süvari” tanımına benzer, (süvari olabilmesi için, askerin atının olması şarttır)
Çay yararlı mı? Zararlı mı?
Modern sağlık hizmetlerinin ve sağlık bilincinin ilerlemesi ile çay uzun yıllar ülkemizde iyi bir içecek olarak görülmemiştir, özellikle içinde kafein bulunması nedeniyle her zaman doktorlar tarafından kısıtlanması önerilmiştir. Ayrıca sindirim sisteminde, kan yapımında kullanılacak olan demiri bağlayıp emilmesini engellediği söylenerek özellikle çocuklar tarafından tüketilmemesi gerektiği hep ifade edilmiştir.
Geleneksel kullanım
Geleneksel olarak, gözde arpacık çıktığında ise çay uygulanması önerilir. Uzun yıllar bu uygulamanın sıcak su uygulaması dışında hiçbir faydası olmadığı, doktorlar tarafından hep söylenegelmiştir. Tüm bu söylemlere rağmen çay, arpacık enfeksiyonunda hep kullanılmıştır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, çay içerisinde bulunan pek çok doğal bileşiğin mikrop öldürücü, yara iyileştirici.
şişlik giderici, doku dejenerasyonunu önleyici özellikleri olduğunun ortaya çıkması ile çay hakkındaki düşünceler giderek değişmeye başlamıştır. Dahası, evlerde kullanılan çay poşetleri artık göz yorgunluğunun giderilmesi, göz altı torbalarının azaltılması amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.
Modern dünya 5 bin yıl sonra keşfetti
Batı dünyasında son yıllarda yapılan pek çok araştırma, çayın hafızayı güçlendirdiğini, zihinsel kapasiteyi özellikle erişkinlerde artırdığını, zindelik ve sağlık kaynağı olduğunu göstermiştir. Ancak bizim içtiğimiz siyah çaydan çok daha güçlü sağlık koruyucu etkileri olan, uzak doğuda kullanılan yeşil çaydır.
Yeşil çay, çay bitkisinin toplanması sonrasında yüksek ısıya maruz bırakılıp, içinde bulunan ve siyahlaşmasına neden olan polifenol oksidaz adlı bir enzimin inaktive edilmesi ile elde edilir.
Uzakdoğu’da özellikle Çin’de yapılan epidemiyolojik yani halk taraması araştırmaları yeşil çay tüketiminin yüksek olması ile kalp ve damar hastalıklarının, pek çok kanser türünün, ağız ve diş eti hastalıklarının, obezite ile giden metabolik sendrom ve tip II diyabet hastalığının daha az görüldüğü, bunun da ötesinde, nörodejeneratif hastalıklar olan Parkinson ve Alzheimer gibi yaşlılık hastalıklarının da azaldığı gözlenmiştir. Bu sonuçlar batı dünyasının büyük ilgisini çekmiş ve yeşil çay içinde bulunan fitokimyasalların çok yoğun bir şekilde araştırılmasına neden olmuştur.
Yeşil çay içinde bulunan polifenoller olarak tanımlanan, kateşin adı verilen doğal bileşikler vardır. Bu kateşinler yeşil çayın %40′ını oluşturur. Bu bileşiklerin çok güçlü sağlık koruyucu etkileri bulunmaktadır. Ancak bunlardan bir tanesi en güçlü olanıdır ve adı EGCG (epigallokateşingallatjdir. Bu söylenmesi zor bileşik, aşağıda anlatılacağı gibi, bir doğa mucizesidir. Yeşil çay içerisinde kateşinlerden başka, bir de, çok az olmak üzere, aminoasitler, karbon hidrat, bazı yağ asitleri, B,C,E vitaminleri, kafein ve teofilinde bulunmaktadır. Ayrıca kalsiyum, magnezyum, krom, mangan, demir, bakır, çinko, molibden, selenyum, sodyum, potasyum ve benzeri eser elementlere de sahiptir. Ancak bu maddelerin miktarı önemsenmeyecek kadar düşüktür. Bu’ rada önemle üzerinde durulması gerekli I konu, çayın yetiştiği toprağın, çevrenin, doğrudan çayın içinde bulunan maddelere olan etkisidir. Temiz bir çevre, çay bitkisinin faydalı etkileri için mutlak gereklidir.
Çay içinde bulunan kateşinler metalleri bağlama özelliklerinden dolayı çevre kirliliği oluşturan ağır metalleri de bağlayabilir. Bu bileşikler insanlar için toksiktir ve böyle ortamlarda yetişen çay bitkisindeki metaller demlenme sırasında çaya geçerek çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına , özellikle karaciğer harabiyetine yol açabilir. 2,5gr yeşil çayda, yaklaşık olarak 90mg EGCG vardır. EGCG sağlık koruyucu temel bileşik olmasına rağmen çok hızla bozulan, özelliğini yitiren, bir başka ifadeyle stabil olmayan bir moleküldür.
Geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırma, yeşil çay poşetlerinde bulunan EGCG miktarının 6 ay içinde yaklaşık olarak %30′unun kaybolduğunu göstermiştir. Bu bileşik, hava ya da nem ile temas ettiğinde kimyasal yapısını değiştirerek daha az etkili yada etkisiz, diğer kateşinlere dönmekte ve çay içindeki miktarı azalmaktadır.
Bu nedenle hastalıklardan kurtulmak gibi terapötik amaçlarla kullanımı, doz kaybı nedeni ile çok mümkün görülmemektedir. Ama yinede sağlık için çok faydalı bir içecektir yeşil çay.
Yeşil Çayın Sağlık Koruyucu etkileri
5000 yıldır Çin’de geleneksel tıpta kullanılan yeşil çay, dolaşımı güçlendirici, idrar yapmayı kolaylaştırıcı olarak, çeşitli vücut ağrılarını geçirmek, hazmı kolaylaştırmak, depresyon bulgularını geçirmek, detoks yapmak ve enerjetik olarak kullanılmış ve de ömrü uzattığı hep söylenegelmiştir.
Özellikle içinde bulunan kafein, günümüzde pek çok ağrı kesicinin içinde bulunmaktadır. Ayrıca sinir sistemini uyarıcı etkileri, yorgunluğu hafifletici etkileri ile birlikte, midede asit salınımını artırması, geleneksel Çin tıbbında kullanımı ile birebir örtüşmektedir. Çay içinde bulunan teofilin maddesi psikoaktif özelliğinin yanı sıra, kalp ve damar sisteminde güçlendirici etkilerinin yanı sıra, modern tıpta astım gibi nefes darlığında çok uzun yıllardır kullanılmaktadır.
Kansere karsı yeşil çay
Başta EGCG olmak üzere, yeşil çay kateşinleri çok güçlü antioksitdan aktivitelere sahiptir, özellikle EGCG vücut hücrelerini dejenere ederek damar sistemini bozup, damar sertliğine yol açan, sinir sistemini harap ederek nöron kaybı ile giden bunama hastalıklarına sebep olan, hücrenin genetik şifresini bozarak kanser gibi kötü huylu tümör gelişimlerine yol açan, ciltte kolajen gibi, elastin gibi yapısal proteinlerde bozulma ile kırışıklıklara ve özellikle güneş ışığına bağlı cilt kanserlerinin oluşumunda rol oynayan ve burada söz edilemeyecek kadar pek çok hastalığın gelişiminde temel faktör olarak tanımlanan serbest oksijen radikallerinin, bu zararlı etkilerini ortadan kaldıran antioksidan aktiviteye sahiptir. Yeşil çay ile yapılan klinik araştırmalarda da, serbest oksijen radikallerinin hücrelerde oluşturduğu hasarı önlediği görülmüştür.
Yeşil çayın en güçlü maddesi olan EGCG’nin belki de en önemli özelliği kanser önleyici etkileridir. Yeşil çay yada saf EGCG ile yapılan araştırmalar, bu bileşiklerin başta cilt kanseri olmak üzere, barsak, akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, mide, karaciğer, pankreas, meme, böbrek, prostat, mesane kanserlerine karşı koruyucu etkileri olduğunu göstermiştir. Günümüzde özellikle barsak, cilt, akciğer, prostat ve meme kanserine karşı koruyucu etkileri olduğu çok net bir şekilde bilinmektedir.
Burada önemle üzerinde durulması gerekli konu; yeşil çayın bu etkilerinin ortaya çıkabilmesi için fazla miktarlarda( günde 10 fincandan fazla) tüketilmesi gerektiğidir. Diğer bir konuda, elbette ki sigara ile birlikte içildiğinde bu söylenen etkiler bir anda yok olup gider. Yeşil çayın yemek borusu kanserlerine karşı koruyucu etkiler oluşturabilmesi için çayın yüksek sıcaklıkta içilmemesi gerekir. Yüksek ısı doğrudan yemek borusundaki hücre topluluklarını dejenere ederek, kanser gelişimlerine yol açabilen bir faktördür.
Ağız bakımında yeşil çay
Yeşil çay ve EGCG ağız içi boşluğunun hijyeni için çok büyük öneme sahiptir. Yeşil çay kateşinleri ve özellikle EGCG diş çürümelerini engeller, diş eti iltihaplarını geçirir, ağız kokusunu giderir, ağız içi ve dilde ortaya çıkan ve kanserleşmeye giden dejeneratif hücre çoğalmasına karşı koyar, diş plaklarının oluşumunu önler.
Bu nedenle modern diş macunları, ağız gargaraları ve özellikle diş eti iltihaplanmalarında kullanılan ağız spreylerinde stabilize edilmiş EGCG kullanılmaktadır. EGCG su ile çok kolay bozulduğundan, gargara, diş macunu ya da diş eti spreylerinde EGCG özel farmasötik formüllerle stabilize edilerek kullanılabilir.
Cildin vazgeçilmezi
Yeşil çay cilt ve saç sağlığı için vazgeçilmez bir gıda maddesidir. Ciltte özellikle güneş ışınlarının oluşturduğu fotoyaşlanmanın önlenmesi ya da geciktirilmesi amacıyla gün geçtikçe daha fazla kullanılmaktadır. Ayrıca ultraviyoleye bağlı cilt kanseri oluşumuna da karşı koymaktadır. Saçlar içinse ayrı bir öneme sahiptir.
Saç dökülmesi, saçlı deride bulunan 5Q redüktaz adı verilen bir enzimin aktivitesinin yüksek olmasından kaynaklanabilmektedir.
Yeşil çay kateşinleri ve özellikle de EGCG, bu enzimi baskılayarak, saç köklerini dejenere ederek saç kaybına ve kelliğe yol açan saç kökü dejenerasyonunu önlemekte, saç kökünde saç yapımını sağlayan hücrelerin ömrünü uzatmaktadır. Bu nedenle saç dökülmesini önlemek ve yeni, sağlıklı saç teli üretimini sağlamak amacıyla geliştirilen doğal tabletlerde yeşil çay ve EGCG tüm dünyada çok sıklıkla kullanılmaktadır.
Buna zıt olarak yeşil çay ciltte kıllanmayı azaltıcı etkilere sahiptir. Akne oluşumunu engeller ve hatta akne tedavisinde de kullanılmaktadır.
Yeşil Çay Zayıflatır
Yeşil çayın bilinen en güçlü etkilerinden biri, kilo kaybettirici etkisidir. Gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da yapılan araştırmalar, yeşil çayın aktif bileşeni olan EGCG’nin vücut metabolizmasını hızlandırdığı, barsaklardan yağ ve şeker emilimini azalttığı, yeni yağ hücresi olu şumuna karşı koyduğu, cilt altında depolanan yağların yakımını artırdı ğını göstermiştir.
Bu nedenle günlük en az 150mg kafein ile birlikte 270mg EGCG alınması gerekmektedir. Ülkemizde de eczanelerde Sağlık Bakanlığı onaylı (yeşil çay + doğal kafein) zayıflama tabletleri, kilo kaybetmek amacıyla çok sıklıkla kullanılmaktadır. Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve sentetik maddeler içeren zayıflama tableti ya da kapsüllerinden uzak durulmalıdır. Bunların çok ciddi yan etkilen olduğu, hatta ölümlere yol açtığı bilinmektedir.
Yine obezite ya da karın ve bel çevresinde yağlanma ile kendini gösteren ve çağın salgını olarak tanımlanan Metabolik Sendrom’da da, güçlü sağlık koruyucu etkileri bulunmaktadır. Metabolik sendromda karın içi yağlanma ve özellikle de karnın içinde bulunan organların yağlanmasının, hepimizin geleneksel olarak bildiği obeziteden çok daha fazla hastalık yapıcı özelliği vardır. Metabolik sendromda bu karın içi yağlanmaya ek olarak; tansiyonda yükselme, kan kolesterolünün ve özellikle de kötü kolesterol ile kan şekerinin yükselmesi, başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere, tip II diyabete, hafıza, öğrenme ve algılamada hızlı bozulmaya, kanser riskinde artmaya yol açmaktadır. Yeşil çay içinde bulunan EGCG, tüm bu sorunlarla başa çıkmakta etkili bir bileşiktir. Bu nedenle obezite ile giden metabolik sendromda EGCG içeren tabletlerin kullanılması önerilmektedir.
Ancak içinde kafein bulunan ve yeşil çayın aktif maddesi olan EGCG içeren tabletler, kafein içerdiklerinden ötürü dikkatli kullanılmalıdır. Çünkü metabolik sendrom sıklıkla orta yaş üstünde ve ileri yaşlarda görüldüğü için, bu yaş grubunda siyah üzüm çekirdek ekstresi ve kromun özel bir formu olan niasine bağlı krom kullanımı çok daha uygun bir seçenektir. Bu amaçla ülkemizde yine sağlık bakanlığı tarafından, metabolik sendromda kullanımı onaylanmış, bileşenleri bütünüyle doğal ve bilinen hiçbir yan etkiye sahip olmayan Exodex Tablet eczanelerde bulunmaktadır.