<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye'nin Yaşam Sağlık Estetik Portalı</title>
	<atom:link href="http://www.yasamsaglik.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yasamsaglik.org</link>
	<description></description>
	<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 00:04:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Erkeklerde Cinsel Sorunlar</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/erkeklerde-cinsel-sorunlar.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/erkeklerde-cinsel-sorunlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 00:04:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<category><![CDATA[cinsel sertleşme sorunu]]></category>

		<category><![CDATA[erkeklerin cinsel sorunları]]></category>

		<category><![CDATA[kadınlarda cinsel sorunlar]]></category>

		<category><![CDATA[psikolojik cinsel sorunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=816</guid>
		<description><![CDATA[
Erkeklere cinsellik dediğinizde akan sular duruyor ama araştırmalara göre Türk erkekleri cinsel performanslarını kaybediyor. Bilim adamları ise ümitli: Sertleşme sorunu olsa da yardım edilemeyecek hiçbir erkek yoktur&#8230;
Kuşların artık sesi çıkmıyor, yoksa ölüyorlar mı? Sonbahar geldi, göç mevsimi başladı, çevre kirliliği kuşları öldürüyor. Evet ama konumuz aslında çok daha farklı. Hangi kuşlar mı ? Tabii ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img121.imageshack.us/img121/7827/cinselsorunlar1.jpg" alt="cinsel sorunlar" /></p>
<p>Erkeklere cinsellik dediğinizde akan sular duruyor ama araştırmalara göre Türk erkekleri cinsel performanslarını kaybediyor. Bilim adamları ise ümitli: Sertleşme sorunu olsa da yardım edilemeyecek hiçbir erkek yoktur&#8230;</p>
<p>Kuşların artık sesi çıkmıyor, yoksa ölüyorlar mı? Sonbahar geldi, göç mevsimi başladı, çevre kirliliği kuşları öldürüyor. Evet ama konumuz aslında çok daha farklı. Hangi kuşlar mı ? Tabii ki Türk erkeklerinin gurur kaynağı olan kuşları!</p>
<p>Araştırmalar, Türk erkeklerinin erkeklik fonksiyonlarını hızla kaybettiklerini gösteriyor. Sor aylarda ülkemizde yapılan geniş bir araştırma. Türk erkeklerinin üçte ikisinin cinsel performansIarını kaybettıklerini, tıbbı deyimle ereksiyon (sertleşme) sorunu ile karşı karşıya olduklarını göstermekte. Esprili bir şekilde ifade etmek gerekirse, Türk erkeklerinin kuşu artık güçlü bir şekilde ötmüyor. Artık bu erkekler, küçük mavi haplara muhtaç kalmış durumda. &#8220;Hapı yut, yoksa rezil olursun! Kötü bir durum. O küçük sentetik ilaçlar olmadan erkeklere erkek demek gün geçtikçe zor mu olacak? Hayat böyle geçmez! </p>
<p>Ünlü ve güvenilir Amerikan yayın kuruluşu The New York Tİmes&#8217;ta yayınlanan bir makalede, dünyanın en gelişmiş hastanesi olarak kabul edilen Mayo Klinik&#8217;te Üroloji Profesörü ve ABD Seksüel Tıp Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Ajay Nehra, eczane erde satılan ve sertleşme soncunu her zaman çözeceğini vaad eden farklı isimlerdeki küçük mavi tabletlerin ve bunların benzerlerinin, hastaların yarısında işe yaramadığını söylemektedir.</p>
<p>Aynı yazıda New York Üniversitesi Erkek Sağlığı ve Fertilite Kliniği Başkanı, Üroloji Profesörü Dr. Andrew McCullough ise sertleşme sorunu olsa da yardım edilemeyecek hiçbir erkeğin olmadığını İfade etmektedir. California Üniversites &#8216;nde Üroloji Profesörü olar Dr. Ira Sharlıp ise ereksiyon yani sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin, 3 yıl içinde kalp krizi ya da inme (felç) sorunu ile karşı karşıya kalabileceğim belirterek, ereksiyon bozukluğunun damar hastalıklarının öncül bulgusu olduğunu ve sağlıklı bir damar yapısı olmayanlarda görüldüğünü ifade etmektedir.</p>
<p>Cleveland Kliniği Üroloji Profesörü olan Dr. Drogo K. Montague ise erkeklerin sağlıklı bir yaşam şekline geçmesi ile ereksiyon (sertleşme) sorunlarının düzelebileceğini söylemektedir.</p>
<p>Cinsel sorunlar ve tedavileri konusunda en önemli yayınlardan biri olarak kabul edilen Journal of Sexual Medicine tıp dergisinin Ocak 2009 sayısında, İtalyan araştırmacılar tarafından yayınlanan geniş kapsamlı bir araştırmada, erkeklerin, sağlıklı bir beslenmeye geçmeleri, egzersiz ve kilo kaybetmeleri ile ereksiyon bozukluğu gösterenlerin yüzde 58&#8242;inin normal cinsel performanslarını geri kazandıktan bildirilmiştir.</p>
<p>Aslında tüm bu sonuçlar, &#8220;sağlam penis sağlam vücutta bulunur&#8221; gibi bir ifadenin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Genel vücut sağlığı iyi ise cinsel aktivitelerde de bir sorun ortaya çıkmaz.</p>
<p><strong>Her şeyi tedavi eden erkeğin Özü; PANAX GINSENG</strong></p>
<p>2000 yıldır özellikle erkeklerin gere: vücut sağlığını koruyan, cinsel aktivitelerini çok güçlü bir seki de arttıran ve isminin anlamı &#8220;her şeyi tedavi eden, erkeğin özü&#8221; anlamına gelen Panax ginseng, erkek sağlığının vazgeçilmez bir parçasıdır. Panax ginseng, kırmızı Kore ginsengi olarak da bilinmektedir. Bu bitkinin köklerinden elde edilen ekstrelerle hazırlanan tabletler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de eczanelerde bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/erkeklerde-cinsel-sorunlar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>2010 Yılı Moda Trendleri</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/2010-yili-moda-trendleri.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/2010-yili-moda-trendleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 19:32:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Moda-Stil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[Renkler soğuk renkler ve sıcak renkler olmak üzere ikiye ayrılır. Kırmızı, turuncu ve sarı sıcak; mavi mor ve yeşil soğuk renklerdir. Renklerin birbiri ile uyumu kıyafet seçiminde çok önemlidir.
Kıyafetlerder ve renkler hakkında bazı fikirler:
-Özel bir davette  bütün dikkatleri üzerinize çekmek istiyorsanız kırmızı renkte bir elbise seçmelisiniz, sade ve şık görünmek istiyorsanız mavi renkte bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Renkler soğuk renkler ve sıcak renkler olmak üzere ikiye ayrılır. Kırmızı, turuncu ve sarı sıcak; mavi mor ve yeşil soğuk renklerdir. Renklerin birbiri ile uyumu kıyafet seçiminde çok önemlidir.</p>
<p>Kıyafetlerder ve renkler hakkında bazı fikirler:</p>
<p>-Özel bir davette  bütün dikkatleri üzerinize çekmek istiyorsanız kırmızı renkte bir elbise seçmelisiniz, sade ve şık görünmek istiyorsanız mavi renkte bir kıyafet seçmelisiniz.</p>
<p>-Giydiniz elbise tek renk ise renkli bir aksesuarla hareketlendirebilirsiniz.</p>
<p>-Siyah ve beyaz renkteki kıyafetlerinize şıklık katmak için nar çiçeği, turkuaz, açık mavi gibi ara renlerle kombine edebilirsiniz.</p>
<p>-Gri renkteki kıyafetinizi pembe, beyaz ve siyah renklerle kombine edebilirsiniz.</p>
<p>-Basen ve bacak bolgenizin ince görünmesini istiyorsanız alt kıyafetlerde koyu renkleri tercih etmelisiniz.</p>
<p>-Yüzünüzün güzelliğini vurgulamak için üst kıyafetlerde canlı ve açık renkleri tercih etmelisiniz.</p>
<p>-Kahve tonlarındaki kıyafetleri bej, yeşil ve turkuaz tonları ile kombine ederek görünümünüze şıklık katmış olursunuz.</p>
<p><img src="http://img203.imageshack.us/img203/7934/2010moda.jpg" alt="" /></p>
<p><img src="http://img189.imageshack.us/img189/6452/2010giyimmodasi41.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/2010-yili-moda-trendleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Maske Uygulamanın Püf Noktaları</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/maske-uygulamanin-puf-noktalari.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/maske-uygulamanin-puf-noktalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 18:32:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>

		<category><![CDATA[Güzellik Maskesi]]></category>

		<category><![CDATA[Makyaj Yapımı]]></category>

		<category><![CDATA[Yüz Maskesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[
Yüzünüze maske sürerken aşağıdaki püf noktalarını uygulamayı ihmal etmezseniz daha iyi sonuçlar elde edersiniz.
* Saçınıza bant takın ve makyajınızı iyice temizleyin.
* Aynada korkutucu yüzler yaparak yüz kaslarınızı gevşetin.
* Bir tencerede su kaynatın ve yüzünüzü birkaç dakika bu suyun buharında tutun. İki dakika sıcak kompres uygulayın. Böylece gözenekler açılır, maske daha derine nüfuz eder.
* Maskeyi göz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img193.imageshack.us/img193/3668/yoc49furtmaskesi1.jpg" alt="" /></p>
<p>Yüzünüze maske sürerken aşağıdaki püf noktalarını uygulamayı ihmal etmezseniz daha iyi sonuçlar elde edersiniz.</p>
<p>* Saçınıza bant takın ve makyajınızı iyice temizleyin.</p>
<p>* Aynada korkutucu yüzler yaparak yüz kaslarınızı gevşetin.</p>
<p>* Bir tencerede su kaynatın ve yüzünüzü birkaç dakika bu suyun buharında tutun. İki dakika sıcak kompres uygulayın. Böylece gözenekler açılır, maske daha derine nüfuz eder.</p>
<p>* Maskeyi göz çevreniz hariç parmaklarınız veya pamukla uygulayın. Temizleme vakti gelinceye kadar yüzünüzü hareket ettirmeyin.</p>
<p>* Maskeyi alnından aşağıya doğru, göze hiç bir şeyin değmediğinden emin olarak çıkartın.</p>
<p>* Metal karıştırma kapları, metal kaşık veya metal spatula kullanmayın.</p>
<p>* Maskelerin, kullanımdan hemen önce hazırlanması en iyisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/maske-uygulamanin-puf-noktalari.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kafein Zayıflatıyor</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/kafein-zayiflatiyor.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/kafein-zayiflatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 18:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>

		<category><![CDATA[Kafein önemi bir doğal ilaçtır]]></category>

		<category><![CDATA[Kafein Bağımlılığı]]></category>

		<category><![CDATA[Kafein selülit yapmaz]]></category>

		<category><![CDATA[Kafein Tüketimi]]></category>

		<category><![CDATA[Kafein Yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=810</guid>
		<description><![CDATA[
Erciyes üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Neriman İnanç, Cay, kahve ve ko!a gibi içecekler ile hergün alınan kafeinin kilo verme üzerine olumlu etki yaptığının bilimsel olarak kanıtlandığı söyledi. Kafeinin etkisine yönelik yapılan araştırmanın &#8216;Obesity Research&#8217; adiı dergide yayınlandığını ve bilim camiasında görüş birliğine varıldığını kaydeden inanç, bunun bazı kriterlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img534.imageshack.us/img534/9650/espressostilllife1.jpg" alt="kafein" /></p>
<p>Erciyes üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Neriman İnanç, Cay, kahve ve ko!a gibi içecekler ile hergün alınan kafeinin kilo verme üzerine olumlu etki yaptığının bilimsel olarak kanıtlandığı söyledi. Kafeinin etkisine yönelik yapılan araştırmanın &#8216;Obesity Research&#8217; adiı dergide yayınlandığını ve bilim camiasında görüş birliğine varıldığını kaydeden inanç, bunun bazı kriterlere ve dozlara bağlı olduğjnu belirtiyor.</p>
<p><strong>Metabolizmayı hızlandırıyor</strong></p>
<p>Kafeinin melabolik hız üzerinde etkili olduğunu ve vücutta yağ yakımını hızlandırdığını, bunun da kilo kaybına yol açtığım ifade eden İnanç, şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Kafein enerji harcanmasında artış sağlar, bu etkiyi şeker ve yağın daha çok yakımıyla oluşturur. Hayvanlarda, belirli miktarda verilen kafeinin ağırlık kaybına yol açtığı görülmüştür. Kafein yağ hücresini küçültmekte, tfrgliserit miktarını azaltmaktadır. Bir araştırmada, 76 şişman bireye 3 ay süreyle zayıflama diyeti ile düşük ve yüksek doz yeşil çay ve kafein birlikte (270 mg epıgallokateşingaliat + 150mg kafein) verilmişti&#8217;. Sonucunda yüksek kafein alanlarda vücut ağırlığı, yağ dokusu, bel çevresi ölçümlerinde daha fazla azalma olduğu saptanmıştır.&#8221; İnanç, günde 1.5 su bardağı şekersiz içilen kahvenin fiziksel aktıvi;e ile birlikte uygulanan zayıflama diyetlerinde destek olabileceğin ifade ediyor.</p>
<p><strong>Kafein selülit yapmaz</strong></p>
<p>Selülit kremleri ve gözaltı torbalanmaları için yapılan kremlerin içeriklerine bakarsanız, çoğunda kafein bulunduğunu görürsünüz. Uykumuz geldiğinde kahve bizi nasıl bir anda ayağa kaldırabiliyorsa, hücrelerimizde de benzer bir etkiye yol açar. Yani onları harekete geçirir. Kafein, dünya üzerindeki 60&#8242;dan fazla bitki türünün meyvesinde, tohumlarında ya da yapraklarında bulunur. En zengin kafein kaynağı kahvedir. Çayda, kahvenin ancak beste biri kadar kafein vardır. Kafeinin selülite neden olduğuyla ilgili teoriler son yıllarda çürütülmüştür. </p>
<p>Bunun sebebi ise kafeinin yağ yakıcı etkisinin oldukça güçlü olmasıdır Selülit tıbbı olarak hidrolipodıitrofi olarak adlandırılır ve cilt altı dokuları tutan bir hastalıktır.</p>
<p>Ayrıca metabolizmayı hızlandırıcı etkisi çok güçlü olduğundan bir bütün olarak bakıldığında aslında kafein, son yıllarda selülit yapıcı değil sanılanın aksine selülit tedavilerinde yararlanman bir madde haline gelmiştir. Bunun en açık örneği son 20 yıIdır selülit tedavisinde çok yaygın o arak kullanılan mezoterapi tedavisinin ilaç içeriğinin kafein ve kafein türev olmasıdır.</p>
<p><strong>Azı yarar,çoğu zarar</strong></p>
<p>Kafein önemi bir doğal ilaçtır ve tüm ilaçlar gibi de azı yarar, çoğu zarardır. Aşırı kafein tüketiminin uykusuzluk, mide rahatsızlığı, kan basıncında artış ve kemik yoğunluğunda azalmaya neden olcuğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Neriman İnanç, yaşlılar ve koroner kalp hastalarının bu konuda dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Erişkinlerde günlük kafein alımının üst sınır; 400 mg olarak saptanmıştır. Bu da 7 fincan Türk kahvesine denk gelmektedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/kafein-zayiflatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Eczacılar</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/eczacilar.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/eczacilar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 11:58:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>

		<category><![CDATA[Eczacı Odası]]></category>

		<category><![CDATA[Eczacılık Mesleği]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği]]></category>

		<category><![CDATA[İstanbul Eczacıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=807</guid>
		<description><![CDATA[
Sağlığınızı kaybetmişseniz ve geri dönülmez noktaya gelmişseniz dünyanın tüm sağlık otoriteleri bir araya gelse size faydası dokunamaz
Hemen yanı basınızda, kolayca ulaşabileceğiniz sağlık kaynağınız olan biz eczacılar, sizlere sağlık danışmanı olarak görev yapmak için ziyaretlerinizi bekliyoruz. Bunun için bizden randevu almanıza gerek yok, istediğiniz zaman uğrayabilirsiniz, kapımız sizlere her zaman açık, illa ki hasta olmanıza da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img517.imageshack.us/img517/8646/antikenespreyem5.jpg" alt="" /></p>
<p>Sağlığınızı kaybetmişseniz ve geri dönülmez noktaya gelmişseniz dünyanın tüm sağlık otoriteleri bir araya gelse size faydası dokunamaz</p>
<p>Hemen yanı basınızda, kolayca ulaşabileceğiniz sağlık kaynağınız olan biz eczacılar, sizlere sağlık danışmanı olarak görev yapmak için ziyaretlerinizi bekliyoruz. Bunun için bizden randevu almanıza gerek yok, istediğiniz zaman uğrayabilirsiniz, kapımız sizlere her zaman açık, illa ki hasta olmanıza da gerek yok, sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz her konuda bize danışabilir, fikrimizi sorabilirsiniz. Bu bizim görevimiz.</p>
<p>Sağlığın korunması ve geliştirilmesi, bir bütün olarak cildin sağlığını ve görünümünü iyileştiren kozmofarmasötiklerin akılcı kullanımı, bitkisel ilaçlar, vitamin ve minerallerin doğru kullanımı konusunda en doğru bilgileri bizlerden alabilir ve kendinize uygun bir yol haritası hazırlayabilirsiniz. Özellikle sağlığın korunmasında kulaktan dolma bilgilerle &#8220;Bana bir sey olmaz&#8221; demeyin.</p>
<p><strong>&#8216;Arabanız mı? Canınız mı?&#8217;</strong></p>
<p>Elimizdeki en değerli hazinenin sağlık olduğu konusunda sanırım kimsenin itirazı yok. Şöyle bir düşünün; örnek olarak arabanız var, nasıl ihtimam gösteriyorsunuz, bakımını ihmal etmiyorsunuz, temiz tutmaya gayret gösteriyorsunuz, eksik nesi varsa bir an evvel tamamlıyorsunuz, size daha uzun süre hizmet etmesi için gerekeni yapıyorsunuz ve nihayetinde bu bir araç ama iyi çalışması için mutlaka ilgileniyorsunuz. Peki sağlığınıza ne kadar önem veriyorsunuz ve sağlığınızla ilgileniyorsunuz? Aracınız bozulmasın, sorun çıkarmasın diye gereken neyse yapılıyor ama konu sağlık olunca bekliyorsunuz.</p>
<p>Ama &#8220;hastalık söz konusu olduktan sonra gereken yerlere danışırız&#8221; düşüncesi günümüz dünyasında son derece yanlış bir yaklaşımdır. Hastalandıktan sonra hastane ve doktor ziyaretleri yapmak, tedavi süresince günlük bazı kısıtlamalara maruz kalmak, tekrar eski sağlığınıza kavuşmak, mevcut sağlığınızı korumaktan inanın çok daha zor. Gelin sağlığınızı korumak için neler yapabiliriz, hangi tıbbi ürünleri kullanırsanız beklentilerinizi karşılar, sağlığınızı korumak için doğru ürün seçimi nasıl olur, sağlıklı ve dinç bir yasam nasıl geçirebilirsiniz, gelin bunları sizlerle paylaşalım.</p>
<p><strong>Amaç; sağlığın korunması&#8230;</strong></p>
<p>Kıyaslamaya örnek olarak bir arabayı ele alalım. Çoğu zaman özellikle de erkekler için en degerli(!) varlığı olan ve çok yüksek paralar ödenen en güzel arabalar ne kadar iyi bakarsak bize o kadar fazla süre hizmet edecektir. Çok sorun çıkarırsa da uygun bir zamanda değiştirme şansımızın olduğu da malum, peki ya sağlığınız? Onu nereden alacaksınız, sağlıklı vücudunuzu hastalandıktan sonra neyle değiştirmeyi düşünüyorsunuz? </p>
<p>Artık devir değişti, sağlık bozulduktan sonra kapı kapı dolaşıp derman arama devri kapandı, bundan sonra amaç hasta olmamak, sağlığı korumak. Tabii ki gerek biz eczacılar gerekse doktorlarımız sağlık sorunlarında her zaman yanınızdayız ama sağlığınızı nasıl koruyabileceğiniz konusunda gelin, bizlere danışın, arkadaşınızın, komşunuzun, ünlü bir takım sanatçıların önerilerini yerine getirmeden önce bizlere bir uğrayın ve doğruları öğrenin.</p>
<p>Maalesef ülkemizde biraz denetim sorunu var, bunu inkar edemeyiz, herkes her şeye çare üretiyor, bir baksanıza, sabah kadın programlarında göbek ata ata, şakşaklar eşliğinde ben bunu kullanıyorum, nasıl kilo verdim, hadi sizde alın ya da reklam kuşaklarında bakıyorsunuz sağlık sektörüyle ilgisi olmayan kişiler, öyleymiş gibi görünerek, saç dökülmesine de çare oluyor, romatizmaya da çözüm buluyor, hatta kendinizi teslim edin bu sayın uzmanlara (!), sizi yeni bastan yaratsınlar daha iyi&#8230;</p>
<p>Mesleği avukatlık olan kalp damar hastalıkları konusunda, muhasebeci, aşçı, tüccar hatta tütün eksperi bile bitkisel tedavi konusunda her türlü yanlış bilgiyi (!) televizyon kanalları ile toplumumuza aktarıyor. Haklı olarak siz de nereden bileceksiniz kimin doğru konuşup, kimin kendi reklamı için ortalıkta boy gösterdiğini. İster istemez konunun uzmanı olmayan kişilerin söylediği, kulağa hoş gelen bazı cümleler, bir kısmınızın aklını geliyor ve işte yanlışlık bu noktada ortaya çıkıyor. Medyatik ama tıbbi bilgisi yeterli olmayan kişilerin, sağlığı ilgilendiren konularda konuşması, önerilerde bulunması, bu önerileri de dikkate alarak kimilerinin bu söylenenlere uyması, zaman zaman istenmeyen bazı tatsız haberleri de gündeme getiriyor. Halk sağlığını ilgilendiren konularda, konunun uzmanı mı çıkıp konuşmalı, yoksa az önce saydıklarımın anlatacakları size yeter mi? Bu kadar kolay mı? Bu işin içinde bir yanlışlık yok mu? İşte bu noktada, biz eczacılar size danışmanlık konusunda hizmete hazırız. Sağlığınızı ilgilendiren bir ürünü kullanmadan önce gelin bize danışın, ne doğrudur, ne değildir konuşalım.</p>
<p><strong>Saflık danışmanlığı uzmanlık ister&#8230;</strong></p>
<p>Neyse ki toplum bilincimiz giderek artıyor da, bu şarlatanlara prim verenlerin sayısı gün geçtikçe azalıyor. Az mı duyduk, olur olmaz zayıflama haplarını kullanıp ölenleri, saçım çıksın diye ne olduğu belli olmayan maddeleri kullanıp kel kalanları, cinsel sorunlarına çözüm diye benzin istasyonlarından aldıkları içinde ne olduğu belli olmayan kapsülleri yutup, hayatlarını benzin pompacısına emanet edenleri görmüyor muyuz?</p>
<p>21. yüzyılı yaşıyoruz, sağlık sorunlarınızı ya da sağlığınızı koruyucu bazı önlemleri aktarlarda mı bulacaksınız yoksa benzin istasyonlarında mı? TV deki star mı sizin sağlık danışmanınız yoksa Fatma abla ya da Ahmet abi mi? Biz eczacılara ya da doktorlarımıza gerek yok o zaman, boşa dirsek çürüttük desenize.. Lütfen biraz dikkatli olalım, cinsel sağlık sorunlarınızın çözümü benzin pompasının üstünde olamaz, sesi kulağa, görüntüsü göze hoş gelen sanatçılar kilolarınıza çözüm üretemez, üzerinde her beyaz önlük gördüğünüz kişiyi de hekim ya da eczacı sanmayın, bu kişileri sorgulayın, eğitimlerini öğrenin.</p>
<p><strong>Doğru ürünü nasıl tanımlayacağız?</strong></p>
<p>Sağlığınızı, en değerli hazinenizi bu kadar hor kullanmayın. Ülkemizin eczacılık fakülteleri, tıp fakülteleri her yıl sizlerin hizmetine yüzlerce pırıl pırıl eczacı ve doktoru sağlık danışmanı olarak mezun ediyor. Ülkemizin bir Sağlık Bakanlığı var. Bakın adı üzerinde, konu sağlık ise Sağlık Bakanlığı&#8217; nın onayladığı, uygun gördüğü gerek tedavi ürünü gerekse sağlık koruyuculan kullanmalısınız. Size bu konuda yardımcı olacak ilk basamak da tabii ki bizleriz yani size en yakın köşebaşındaki eczacınız!</p>
<p>Eczanelerimizde gördüğünüz ürünlerin hemen hemen tamamı ya Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ya da Sağlık Bakanlığı tarafından satış izni almış ürünlerdir. Bunlara ek olarak bir de CE sertifikalı ürünler vardır. Örnek olarak, çocuklarımıza güvenle içirdiğimiz, vitaminmineral takviyesi olan Nutrigen çocuk gelişim şurupları ya da saç dökülmelerine karşı iyi bir saç besini olan Revigen Tablet, gıda takviyesi olan ürünlerdir, koruyucu ve sağlık geliştirici olarak yıllardır önermekteyiz. </p>
<p>Bunun yanı sıra, kilo vermek istiyorum ya da cinsel sağlık problemlerim var dediğinizde, tedavi gerektiren bir sorununuz olduğu göz önüne alınarak Sağlık Bakanlığı onaylı ve ciddi yan etkisi olmadığı için reçetesiz satılmasına izin verilmiş tabletleri kullanmalısınız. Sakın ola, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin. Ne yapmanız gerektiğine gelin birlikte karar verelim, sağlığınızı biz eczacılara güvenle emanet edebilirsiniz. Bizler sizlere bir adım uzakta, sizlere yardım etmek için çalışıyoruz. Unutmayın sağlığınız en değerli varlığınızdır ve bizler sağlığınızın koruyucularıyız.</p>
<p>21. yüzyılı yaşıyoruz, sağlık sorunlarınızı ya da sağlığınızı koruyucu bazı önlemleri aktarlarda mı bulacaksınız yoksa benzin istasyonlarında mı? TV deki star mı sizin sağlık danışmanınız yoksa Fatma abla ya da Ahmet abi mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/eczacilar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Egzersiz kilo verdirmiyor!</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/egzersiz-kilo-verdirmiyor.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/egzersiz-kilo-verdirmiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 18:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>

		<category><![CDATA[Yaşam Bilgileri]]></category>

		<category><![CDATA[bitkisel kilo verme]]></category>

		<category><![CDATA[egzersiz yaparak kilo verme]]></category>

		<category><![CDATA[ideal kilo verme]]></category>

		<category><![CDATA[kilo verme egzersiz]]></category>

		<category><![CDATA[kilo verme zayıflama]]></category>

		<category><![CDATA[spor yaparak kilo verme]]></category>

		<category><![CDATA[zayıflamak kilo vermek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=804</guid>
		<description><![CDATA[
Egzersizin sağlığımız için yararlı olduğu ancak kilo verdirmediği aksine kilo aldırdığı vurgulandı. Time dergisinin tam 6 sayfasını ayırdığı araştırmaya bir göz atalım&#8230;
Egzersizin kilo verdirdiğine yönelik yaygın inanış aslında oldukça yeni. Eskiden doktorlar fiziksel egzersizi belli bir yaşın üstündeki hastalarda oldukça sınırlandırırken, günümüzde doktorlar en yaşlı hastalarına bile spor yapmalarını önermekte. Düzenli egzersiz ve spor yapan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img12.imageshack.us/img12/291/kizlaregzersiz1.gif" alt="" /></p>
<p>Egzersizin sağlığımız için yararlı olduğu ancak kilo verdirmediği aksine kilo aldırdığı vurgulandı. Time dergisinin tam 6 sayfasını ayırdığı araştırmaya bir göz atalım&#8230;</p>
<p>Egzersizin kilo verdirdiğine yönelik yaygın inanış aslında oldukça yeni. Eskiden doktorlar fiziksel egzersizi belli bir yaşın üstündeki hastalarda oldukça sınırlandırırken, günümüzde doktorlar en yaşlı hastalarına bile spor yapmalarını önermekte. Düzenli egzersiz ve spor yapan kimselerin kalp hastalıkları başta olmak üzere kanser, şeker hastalığı gibi çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin, spor yapmayanlara göre çok daha az olduğu görülmüş. </p>
<p>Birçoğumuz kilo vermenin irade isi olduğuna inanmaktayız. Spor ile kalori yakarken aynı zamanda boğazımıza da hakim olup az yemeği öğrenmemiz halinde de kilo verebileceğimizi düşünmekteyiz. Ancak doğa öyle düşünmemekte.</p>
<p>Doğa, hareketli insanı yemek yemeye teşvik ederken, hareketsiz insanı da az yemeğe teşvik eder. Dolayısıyla spor yaptığımız zaman vücudumuz, vücut kütle kaybını kompanse etmek için gıda alımını da otomatikman arttırıyor. Harvard Üniversitesi&#8217;nde Beslenme ve Fiziksel Egzersiz araştırmalarının başkanı Steven Gortmaker, günlük gıda alımını belirleyen en önemli parametrenin &#8216;enerji harcanımı&#8217; olduğunu söylüyor ve ekliyor:&#8217; Eğer fiziksel olarak aktifseniz, daha çok acıkırsınız ve daha çok yersiniz&#8217;. Louisiana Üniversitesi&#8217;nden Dr.Timothy Church, bu acıkma etkisinin yanı sıra işin bir de psikolojik boyutu olduğunu da ekliyor: &#8216;İnsanlar, spor salonundan çıkar çıkmaz soluğu bir cafede alıp kendilerini ödüllendirmek için turta yiyorlar. Egzersizle 200-300 kalori harcadıktan sonra yarım turtayla bunu nötralize ediyorlar.&#8217;</p>
<p>Uzmanlar vücut yağ kas ilişkisinin de yanlış anlaşıldığını söylüyorlar. Columbia Üniversitesi akademisyenlerinin 2001 de Obesity Research dergisinde yayınlanan araştırmasına göre dinlenme halindeki 1 kilogram kas günde ortalama 3 kalori yakarken, 1 kilogram yağ ise 1 kalori yakmaktadır.<br />
Örneğin 5 kg&#8217;lık yağı 5 kg kasa çevirdiğiniz takdirde (ki bu hiç de kolay değildir.) Sizin fazladan alabileceğiniz enerji miktarı sadece 40 kaloridir ki 40 kalori sadece 1 çay kaşığı tereyağa eşdeğerdir. </p>
<p>Temelde insanoğlu günlük hayat aktivitelerini gerçekleştirmek için kullandığı enerjinin dışında fazladan kalori harcamak için yaratılmış bir tür değildir. Çünkü insan vücudu, ister yiyecek bulmanın zor olduğu eski çağlarda olsun, ister kalorili besinlerin bol ve ucuz olduğu günümüzde olsun, iki durumda da, enerji alımını yani gıda almayı kestiği zaman &#8216;kıtlık&#8217; sinyali vererek metabolizmayı yavaşlatıyor ve enerjiyi depolamaya başlıyor. Uzun dönemli katı diyetlerde bir süre sonra kilo kaybının durmasının nedeni işte budur. Aynı şekilde insan vücudu enerji harcamaya yani kilo vermeye başladığında metabolizma hızlanıyor ve iştah da artıyor.</p>
<p>Sonuç olarak insanlarda temelde &#8216;açlıktan ölmeyi engellemek&#8217; için doğal bir koruma mekanizması mevcuttur. Ancak kemirgenler için durum farklıdır. Çünkü kemirgenlerin fazla kalorileri yakmaya yönelik kapasiteleri diğer türlere göre çok daha fazladır. Bunun sebebi ise vücutlarında bulunan &#8216;kahverengi yağ dokusu&#8217; denilen yapıdır. Kahverengi yağ dokusu hücrelerinde bulunan ve hücrenin enerji organeli olan mitokondriler gıdalardan aldığımız enerjileri ısı olarak dışarı atar ve ısının yükselmesiyle kaloriler zahmetsiz bir şekilde yakılır. </p>
<p>Kemirgenlerdeki bu kahverengi yağ dokusunun fazla olması, onların obez olmamalarını sağlar. Ancak &#8216;kahverengi yağ dokusu &#8216;dediğimiz yapı insanlarda çok daha azdır. Bu nedenle aldığımız kaloriler &#8216;beyaz yağ dokusu&#8217; olarak vücudumuzda özellikle göbek, bel, kalça ve basen gibi bölgelerde depolanır. (Obezitenin sonunu getirecek keşif: Kahverengi yağ dokusu yazımızı mutlaka okuyun).</p>
<p><strong>Egzersizin nasıl yapıldığı önemli</strong></p>
<p>Peki, doğa bizi egzersizle kilo verdirmeye programlamadıysa öyleyse spor yapmayalım mı? Elbette hayır. Fiziksel egzersiz, bizi kalp damar hastalıkları başta olmak üzere bir sürü hastalıktan korumanın yanı sıra zihinsel sağlığımızı ve algılama fonksiyonlarımızı da iyileştirir. Nöroloji dergisinin haziran sayısında yer alan bir çalışma, haftada bir egzersiz yapan ileri yaştaki kimselerin yapmayanlara kıyasla hafıza ve algılama fonksiyonlarının %30 daha iyi olduğunu göstermiştir. </p>
<p>Yine çok yakın zamanda University of Alberta tarafından yapılan bir araştırmada sırt ağrısı olan ve haftada 4 gün egzersiz yapan hastaların haftada sadece 1 gün yapanlara oranla hareket kabiliyetlerinin %36 daha yüksek olduğu görülmüştür. Fiziksel egzersizin yoğunluğu da bir başka tartışma konusu. Uzmanlar, haftalık yoğun ve yorucu spor aktivitelerine katılan çocukların; koşmak, bisiklete binmek, top oynamak, tırmanmak gibi normal fiziksel aktiviteleri yapan çocuklardan daha sağlıklı ve fit olmadıklarını söylüyorlar. İnsanları yoğun fiziksel aktivitelere itip, yorulmalarına ve acıkmalarına neden olmak aslında bir nebze obeziteye davet.</p>
<p>Bazı uzmanlara göre fast-food restoranlarında çocuklar için oyun parklarının koyulması da bu nedenden ötürü oldukça sakıncalı. Koşan, oynayan çocuğun karnı acıkıyor ve hemen yanı başındaki hamburger ve patates kızartmalarına saldırıyor. Dolayısıyla kaş yapayım derken göz çıkarmış oluyorsunuz.</p>
<p>Sonuç olarak problem aslında tek başına &#8216;egzersiz&#8217; değil, nasıl egzersiz yaptığımız. Günümüzde obezite araştırmaları yapan çoğu uzman, sık ama düşük tempolu fiziksel egzersizin, spor salonlarında terdökmekten çok daha faydalı olduğu konusunda birleşiyor. Konu kilo vermek olduğunda ise, yaptığımız egzersiz kadar aldığımız gıda da bir o kadar önemli. Metabolizmamızın dışarıdan gelen güçlü uyarılara vücudu korumak adına zıt tepki verdiğini unutmamalı ve yemek yerken de spor yaparken de aşırıya kaçmamamız gerektiğini unutmamalıyız. Hiç şüphesiz yoğun ve yorucu fiziksel egzersiz size kilo verdirmediği gibi aksine kilo almanıza neden olur. Egzersizi kilo vermek için değil, hastalıklardan korunmak ve daha sağlıklı olmak için yapmalısınız. Gelecek sayımızda kilo almamızın bir numaralı sorumlusu &#8216;iştah&#8217; denilen canavarın nasıl dizginlenebileceği konusunu ele alacağız.</p>
<p><strong>Kahverengi yağ dokusu</strong></p>
<p>Yağ dokusu denince hepimizin aklına vücudumuzda bel, karın ve basenlerde biriken ve kurtulmak için bin bir çaba harcadığımız yapılar gelir. Herhalde biri size çıkıp da bir yağ dokusunun yağ yaktığını söylese çok şaşırırdınız. Oysa bu gerçek! Kahverengi yağ dokusu dediğimiz bu yapı vücudumuzda çok daha fazla bulunan &#8220;beyaz&#8221; yağ dokusundan farklıdır. </p>
<p>Kahverengi yağ dokusu esas olarak vücutta ısı üretiminden sorumludur ve alınan enerjinin büyük bir bölümünü ısıya çevirerek vücudun sıcak tutulmasını sağlar. Termogenez dediğimiz bu olay, özellikle kış uykusuna yatan hayvanların, küçük vücutlu memelilerin, bebeklerin, kısacası yaşam döngülerinde ısı dengesi önemli olan canlıların vücutlarında daha fazla miktarda bulunuyor. İnsandaysa, bu şekilde doğayla baş başa, çetin ısı farklarıyla mücadele etme koşulu olmadığından, kahverengi yağ dokusu da çok az bulunuyor ve yaş ilerledikçe kayboluyor.</p>
<p>Yakın zamana kadar bilim adamları büyüme sırasında kahverengi yağ dokusunun giderek azaldığını ve yetişkinlerde yeterli miktarda kahverengi yağ dokusu bulunmadığını düşünüyorlardı. Ancak sonuçlan ünlü tıp dergisi New England Journal of Medicine&#8217;de yayımlanan üç araştırma, yetişkin erkek ve kadınların yarısından fazlasında, uyarıldığında önemli miktarda beyaz yağ dokusunun kullanılarak azalmasına yol açacak kadar kahverengi yağ dokusu bulunduğunu gösterdi. Bu üç çalışmanın da ortak noktası, insan vücudunda enerji sarfını artıracak doğal bir mekanizmanın var olduğuydu.</p>
<p><strong>Kahverengi yağdokusu nasıl aktif hale getirilebilir?</strong></p>
<p>Şimdiye kadar üretilen zayıflama ilaçlarının hepsi enerji alımını kısıtlamaya yönelik, hiçbiri enerji sarfını artırıcı değildir. Son yıllarda obezitenin önlenmesine yönelik araştırmalar hep kahverengi yağ dokusunu aktif hale getirerek enerji sarfiyatını arttıracak maddeler üzerinedir, özellikle yeşil çay ve kafeinle ilgili yapılan çok sayıda araştırmada bu iki doğal maddenin birlikte kullanılmasının kahverengi yağ dokusunu harekete geçirdiği ve enerjinin ısı şeklinde dışarı atılarak kilo kaybını sağladığı görülmüştür. Sağlık Bakanlığı onaylı yan etkisiz ve güvenilir Activin T tableti içerisindeki yeşil çay ekstresi (90 mg epigallokateşingallat) ve kola çekirdeği ekstresi (50 mg kafein) termojenik özellikleri nedeniyle hafif bir diyetle birlikte uygulandığında yağı ısıya çevirerek zahmetsizce fazla kilolardan kurtulmanızı sağlıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/egzersiz-kilo-verdirmiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Balkonumuzdaki Tehlike</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/balkonumuzdaki-tehlike.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/balkonumuzdaki-tehlike.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 14:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaşam Bilgileri]]></category>

		<category><![CDATA[Greenpeace Uyardı]]></category>

		<category><![CDATA[Hava kirliliği her yeri kirletiyor]]></category>

		<category><![CDATA[Hormonlu gıdalar]]></category>

		<category><![CDATA[Organik ürünler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=802</guid>
		<description><![CDATA[
Hormonlu gıdalar, sebze meyvelerdeki tarımsal ilaç kalıntı lan ve son olarak seneliği deriştirilmiş Frankeştayn ürünler tüm dünyayı sağlıklı ve güvenilir beslenme seçeneği arayışına itti. Sonucunda da daha sağlıklı olduğu önyargısıyla kıymeti kendinden menkul organik gıda sektörü gelişti.
Organik ürünlerin pahalı olması ve gerçekten organik üretim sertifikasyonuna sahip olup olmadıkları tam olarak bilinemediği için, arka bahçesi veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img203.imageshack.us/img203/6398/arkabahce.jpg" alt="arka bahçe" /></p>
<p>Hormonlu gıdalar, sebze meyvelerdeki tarımsal ilaç kalıntı lan ve son olarak seneliği deriştirilmiş Frankeştayn ürünler tüm dünyayı sağlıklı ve güvenilir beslenme seçeneği arayışına itti. Sonucunda da daha sağlıklı olduğu önyargısıyla kıymeti kendinden menkul organik gıda sektörü gelişti.</p>
<p>Organik ürünlerin pahalı olması ve gerçekten organik üretim sertifikasyonuna sahip olup olmadıkları tam olarak bilinemediği için, arka bahçesi veya balkonu uygun bazı kişiler, doğal ürün ihtiyaçlarını kendileri bu uygun ortamlarda yetiştirmek istediler. Tüm dünyada her sosyoekonomik sınıfı cezbeden bu fikir, Avustralya&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar uzandı. Hatta Michelle Obama&#8217;nın Beyaz 5aray&#8217;a taşınır taşınmaz bir bahçe kurulmasını istemesi ve ülkemizde de kimi medyatiklerin kendi sebzelerini yetiştirmeye başladığı haberleri basında bolca yer buldu.</p>
<p>Durum sandığınızdan çok daha tehlikeli olabiliri Geçtiğimiz yıl pek çok çalışma ve sağlık kuruluşu, evde yetişen sebzelerdeki çevresel atıklar ile kirlenme riski konusunda insanları uyardı, özellikle, toprağın o bölgede bulunan endüstriyel faaliyetler, gübreler, tarımsal ilaçlar ve hatta atmosferdeki ağır metal varlığı sonucu ile kirlenebileceğini, bunun da sebzelerin yapısına geçerek insan sağlığını tehdit edebileceği vurgulandı. </p>
<p>Sizin masum bahçeniz, balkonunuz, kurşunlu boya artıklarından tutunda egzoz gazları, petrol, ev ve sanayi atıkları ile kirlenirken, özellikle arsenik, kadmiyum ve kurşun gibi çok toksik ağır metaller bahçe ve balkonunuzda birikebilir ve yıllarca topraktaki varlıklarını sürdürebilirler. Bu ağır metaller, biyolojik olarak çözünmezler, bahçe sebzelerinin yapısına geçerler ve insanların yaşamsal organlarında birikerek özellikle çocuklarda toksik etki oluştururlar.</p>
<p>Ayrıca, tarımsal ilaçların ve kimyasal gübrelerin uzun yıllardır yoğun ve bilinçsiz kullanımı toprağın kirlenmesinin de çok yaygın bir nedenidir. Bunların bazılarının kanserojen olduğu kanıtlanmış ve kullanımlarına ciddi sınırlamalar getirilmiştir. Bitkinin, toprakta kalan tarımsal ilacı bünyesine alması ve bu bitkilerin insan gıdası veya hayvan yemi olarak kullanılması sonucunda bu kimyasallar insanların besin zincirlerine girerler.</p>
<p><strong>Hava kirliliği her yeri kirletiyor</strong></p>
<p>Hala toprağınızın temiz olduğundan çok eminseniz ve balkonunuza çok güveniyorsanız, en yaygın kirlilik nedenini göz ardı ediyorsunuz demektir. Arabalar! !! Bir araba yılda 1 kg kurşunu atmosfere yayar. Bunun büyük bir kısmını biz canlılar solusak da, geriye kalanı rüzgârlar ile taşınır, yağmurlarla yere iner ve toprağımızı kirletir. Ayrıca, çeşitli endüstri faaliyetlerinden rüzgârla taşınan kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller sebzelerin yüzeylerinde birikip, yapısına girerek toksik etki yaratabilirler.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz çalışmalarda, bu ağır metallerin ve kimyasalların özellikle köklü ve yapraklı sebzelerde birikim gösterdiği vurgulanıp, yüzeysel birikimin dikkat edilmesi gereken ciddi bir tehlike kaynağı olduğu önemle ifade edilmektedir. Bu ağır metaller insana nasıl zarar verir: Kurşun, özellikle çocuklarda kemik dokusunu, kan hücrelerini ve sinir sistemini etkileyerek hafıza zayıflığına, öğrenme güçlüğüne, böbrek hastalıklarına neden olmaktadır. Arseniğin, solunmasıyla akciğer kanseri, diyet yoluyla alınması ise deri, karaciğer, böbrek ve mesane kanserine yol açtığı gösterilmiştir. Kadmiyumu, kalpdamar ve iskelet sistemi üzerine etkileri vardır, yavaş ve geri dönüşümsüz karaciğer ve böbrek hasarı yapar, büyüme geriliği ve üreme bozukluklarına yol açar.</p>
<p><strong>Greenpeace Uyardı</strong></p>
<p>Greenpeace, yıllardır yiyeceklerin güvenirliği, toksik içerikleri ve genetik değişiklikleri konusunda testler yaparak kamuyu bu test sonuçlarıyla bilgilendirir. 2005&#8242;de Almanya, Avusturya ve İsviçre&#8217;de yapılan çalışma sonucunda, marketlerden toplanan 658 örneğin %57&#8217;sinin tarımsal ilaç kalıntısı içererek Maksimum Kalıntı Düzeyi yüzdesini (MRLs) geçtiği açıklanmıştır. Almanya&#8217;da Ulusal Organik Yiyecek Federasyonu&#8217;nun (BNN) yaptığı başka bir çalışmaya göre ise, standart biberlerin %34&#8242;ünün, organik olanların ise %11&#8242;inin MRLs&#8217;i geçtiği bildirilmiştir.</p>
<p>Greenpeace&#8217;in bu raporundaki en ilginç noktalardan bir tanesi ise, Avrupa Birliği&#8217;nin tarım ilacı kullanımı politikasının sorgulanması gerektiği, çünkü bu sınırlamalar altında bile bir kilogram taze meyve veya sebze suyunun bir kilogram içme suyunun içereceğinin 100.000 katı kadar tarım ilaç kimyasalları içerebileceği söyleniyor. Ya da ebeveynlerin, marketten aldıkları ürünlerle püre yaparak bebeklerinin piyasadaki bebek mamalarından 1000 kat fazla tarım ilacı kalıntısı almalarına sebep olacakları sonucuna varılıyor.</p>
<p>Sonuçta sıfır kimyasal kirliliği olan hiçbir besin yoktur. En saf ve temiz olarak bilinen anne sütü bile 100&#8242;ün üzerinde kimyasal kirlilik taşıyabiliyor. Güvenilir besinlerle gerçekleştirilen yeterli ve dengeli beslenme sağlığın temelini oluşturmalıdır. Ancak eldeki sonuçlar ister balkonumuzda yetiştirelim, isterse çarşı-pazardan alalım sebze ve meyveler ile bu toksik bileşenlere gün geçtikçe daha fazla maruz kalacağımızı göstermektedir. Bu durum gelişmekte olan çocuklar için çok daha önemlidir. Bu nedenle, gıdaların fonksiyonel bileşenleri ile güçlendirilmiş ve çocuğun yapısına, çevresel ortamına ve gıda rejimine göre farklılaştırılmış çocuk gelişim şuruplarının kullanılması gerekmektedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/balkonumuzdaki-tehlike.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt Bakım Ürünleri</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/cilt-bakim-urunleri.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/cilt-bakim-urunleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 14:58:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>

		<category><![CDATA[Güzellik ve Bakım]]></category>

		<category><![CDATA[Çeşitli Cilt Bakım Ürünleri]]></category>

		<category><![CDATA[Doğru Cilt Temizliği]]></category>

		<category><![CDATA[Doğru parfümü nasıl seçmeliyiz]]></category>

		<category><![CDATA[Erkek Cilt Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=799</guid>
		<description><![CDATA[
Nemlendiriciler ile bakım kremleri arasında ne gibi farklar var?
Nemlendirici ile bakım kremi arasında çok büyük fark var. Nemlendirici, yüzeyden cildinize su takviyesi verir, dış etkenlere karşı korur. Bakım kremi ise yaşla beraber oluşan çizgileri yok etme. cildi toparlama, sıkılık gibi özellikleri ve içerikleri olan bir kremdir. Göz çevresi çok önemli. Göz çevresi, boyun ve eller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img41.imageshack.us/img41/9274/cilt.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Nemlendiriciler ile bakım kremleri arasında ne gibi farklar var?</strong></p>
<p>Nemlendirici ile bakım kremi arasında çok büyük fark var. Nemlendirici, yüzeyden cildinize su takviyesi verir, dış etkenlere karşı korur. Bakım kremi ise yaşla beraber oluşan çizgileri yok etme. cildi toparlama, sıkılık gibi özellikleri ve içerikleri olan bir kremdir. Göz çevresi çok önemli. Göz çevresi, boyun ve eller gibi genetik yaşlanma sürecinde ilk yaşlanan yerdir. Göz çevresini çok genç yaşlarda kontrol altına almak zorundayız. Günde 15 bin kez mimik yapıyoruz. Bununla birlikte aslında mesleğimiz bile cildimizin yaşlanmasına sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Erkek bakımı önemli midir?</strong></p>
<p>Ostrojen hormonları erkekte biraz daha farklı çalıştığı için. erkek cildi günlük arıtım sistemini daha fazla yapıyor. Traş oluyoruz, traş olduğumuz için de Ölü hücre tabakasını atıyoruz. Erkeğin cildi farklı olduğu için erkek cildine özel tasarlanmış ürünler var. Lanconıc&#8217;da da &#8216;Lancome Man&#8217; adı altında bir seri var. Bu seri, nemlendiricisi, göz çevresi bakım kremi, traş köpüğü, haftada bir gün kullanılması gereken arıtıcı bir de peelingi var.</p>
<p><strong>Doğru bir cilt temizliği ve bakımı için sıralama nasıl olmalıdır?</strong></p>
<p>Göz Makyajınızı temizleyin, sonra cildinizi silin ya da yıkamaktan hoşlanıyorsanız yıkayın, ardından tonikleyin, serum uygulayın, göz çevresi kreminizi uygulayın, nemlendiricinizi sürün, son olarak koruma faktörlü bir ürün de kullanabilirsiniz. Genç yaşlarda bu kadar ürün uygulamaya gerek yok. Genç yaşlarda temizleme, tonik, nemlendirici ve göz çevresidir. Hafta bir kere de pccling, kil maskesi ve nem maskesi öneriyoruz. 30&#8242;lu yaşlardan itibaren cilt değerlerini düşürdüğü için az önce saydığımız işlemler sırada olmalı.</p>
<p><strong>Tüm bu ürünler aynı marka mı olmalı, farklı markaların, farklı ürünlerini kullanmanın sakıncaları var mı?</strong></p>
<p>Her markanın kullandığı teknoloji farklı olduğu için marka bütünlüğüne dikkat etmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Bakım ürünleri o kadar çeşitli ki, insan bazen neyi nasıl kullanması gerektiğini karıştırabiliyor. Merak ettiğim birkaç şey sormak istiyorum. Mesela neden, temizleme ürünlerini göz makyajı temizlemek için de kullanmıyoruz? Ya da yıkanan mı yoksa silinen mi makyaj temizleme ürünleri kullanmalıyız?</strong></p>
<p>Lancome olarak biz, öncelikle müşterilerimize ciltlerini neyle temizlemekten hoşlandıklarını soruyoruz. Kimi temizleme sütüyle silerek temizlemekten hoşlanır, kimisi ise yıkamaktan hoşlanır. Bana sorarsanız, önce temizleme sütü ile silip, ardından yıkamak, en son aşamada da toniklemek en doğru temizleme şeklidir. Cildi arıtmadan iyi bir nemlendirici kullanıyorsanız hiçbir yararı yok. bir de haftada bir kere pelin kil maskesi yapılmalı. Makyajın da daha homojen olması için bu önemli. Eğer ciltte yağ ve kir varsa makyaj kendini göstermez. Göz makyajı çok önemli, göz zaten çok değerli bir organ. Kirpiklerin dökülmemesi için gözde makyaj temizleyicileri farklı kullanılmalı. Yoğun ve suya dayanıklı ürünlerle makyaj yapıyorsanız ona göre temizleyici kullanmalısınız. Evet ürünlerin çeşitliliği kafa karıştırabilir ama bir üründen de her şeyi yapmasını bekleyemeyiz. Her ürünün farklı görevleri vardır.</p>
<p><strong>Peki doğru parfümü nasıl seçmeliyiz, parfümün en kalıcı olduğu bölgeler nereleridir?	</strong></p>
<p>Ben bir bayana parfüm satarken bir beye, bir beye parfüm satarken de bir bayana sormaktan hoşlanırım. Kişilerin neden hoşlandıkları, ne tarz kokuları beğendikleri ya da bu kokuyu nerede kullanacağı çok önemli. Parfümü, kapalı bir mekanda mı, açık bir alanda mı kullanacaklar? Parfüm seçiminde yaşam tarzı ve meslek de parfüm seçiminde etkilidir. Makyajda olduğu gibi parfümlerde de trendler var. Yen parfümler çıkıyor. Herkesin kendine özgü bir koku tarzı olmalı. Baharatlı ya da çiçekli kokuları mı seviyorsunuz, aromalı ve oryantal olanları mı? Markamızın, ülkemizde bu konuda dünya ile aynı anda başlattığı bir lansmanı var. &#8216;Hypnosc Scnses*. Lanconıe&#8217;un duyulan ortaya çıkaran yeni kadın parfümü. Kullanıldığı ve koklandığı anda değişik hisler uyandıran bir parfüm. Adeta ikinci bir ten oluşturuyor.</p>
<p>Parfümün kalıcılığını arttırmak için sadece parfümü kullanmak yeterli olmuyor. Parfümün yanında, o parfümün deodorantı ve diğer vücut ürünlerini de kullanmak gerekiyor.  Erkekte traş sonrası kullanılan ürünler de bu kategoriye giriyor. Parfümün kalıcılığını arttıran bazı bölgeler var. Bilek içleri, dirsek içi, diz arkası, ense ve sırt. Ensenize uyguladığınız parfümün kokusu sizi takip edecektir. Vücudumuzun ön tarafa parfüm sıkılmasını çok tavsiye etmiyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/cilt-bakim-urunleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamınızı K&#8217;lar Yönetmesin</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/yasaminizi-klar-yonetmesin.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/yasaminizi-klar-yonetmesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 10:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaşam Bilgileri]]></category>

		<category><![CDATA[Kalçalarda Yağ Birikmesi]]></category>

		<category><![CDATA[Kalori cetveli]]></category>

		<category><![CDATA[kalori hesaplama]]></category>

		<category><![CDATA[Kalp Damar Cerrahisi]]></category>

		<category><![CDATA[Kalp Hastalıkları]]></category>

		<category><![CDATA[Karın bölgesinde yağlanma]]></category>

		<category><![CDATA[Kilo Beslenme]]></category>

		<category><![CDATA[Kolesterolü düşürücü]]></category>

		<category><![CDATA[Kolesterolü düşürmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=796</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşamınızı harflerin yönettiğinin farkında mısınız? Eğer değilseniz, yazımızı okuyun ve yönetimi siz ele geçirin. İşte hayatımızı sinsice yöneten K&#8217;lar&#8230;
(K)alp! En değerli organımız olan kalbimiz yaşam ile aramızdaki ince bağı kurar. Bu ince bağı kurarken birçok fonksiyonu bir arada gerçekleştirir. Mucize yapısı ile sadece vücutta dolaşan kanı kendine toplamak ile kalmaz aynı zamanda kanı artık maddelerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img40.imageshack.us/img40/1420/kharfi.jpg" alt="" /></p>
<p>Yaşamınızı harflerin yönettiğinin farkında mısınız? Eğer değilseniz, yazımızı okuyun ve yönetimi siz ele geçirin. İşte hayatımızı sinsice yöneten K&#8217;lar&#8230;</p>
<p><strong>(K)alp!</strong> En değerli organımız olan kalbimiz yaşam ile aramızdaki ince bağı kurar. Bu ince bağı kurarken birçok fonksiyonu bir arada gerçekleştirir. Mucize yapısı ile sadece vücutta dolaşan kanı kendine toplamak ile kalmaz aynı zamanda kanı artık maddelerden temizleyerek tekrar vücuda pompalar. Bu kadar önemli görevleri olan kalbin hayatımızı doğru yönetcbilmesi biraz da bize bağlıdır. </p>
<p>Bu gün Dünyada kalp-damar hastalıklarının görülme oranı gün geçtikçe artmaktadır. Kalp-damar hastalıklarının bu kadar yaygınlaşmasının nedeni ise yanlış yaşam tarzıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının olmaması ve düzenli egzersizin yaşam içinde yerini bulamaması kalp hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Kalbimizi korumak için sağlıklı beslenmeye özen göstermeli ve düzenli egzersizi bir yaşam tarzı haline getirmeliyiz.</p>
<p>• Doymuş yağ tüketiminizi azaltmalısınız. Bunun için etlerin görünür yağlarını tüketmeyin. Tereyağı, kuyruk yağı ve iç yağı gibi yağlan tercih etmeyin.</p>
<p>• Organ etlerinden uzak durun. Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünlerinin tüketimini azaltın.</p>
<p>• Kızartma ve kavurmalar kalp hastalıklarına yakalanma riskini arttırır. Bu nedenle haşlama, buğulama, fırın ve ızgara yöntemlerini tercih edin.</p>
<p>• Omega-3 yağ asitlerine gereken önemi verin. Haftada 2-3 kez balık tüketin. Omega-3 yağ asitlerinin diğer besinsel kaynakları olan kuruyemişlere ve koyu yeşil yapraklı sebzelere beslenmenizde yer verin.</p>
<p>• Beslenmenizde yağ asitleri dengesini iyi kurun. Bunun için yemeklerinizi ayçiçeği yağı, mısır yağı gibi sıvı yağlarla pişirin, salatalarını/da ise zeytinyağı veya fındık yağı kullanın. Beyaz şekerin aşırı tüketimi de kalp sağlığını riske atar. Bu nedenle beyaz şeker tüketimini mümkün olduğunca azaltın.<br />
• Tam tahıl ürünlerini tercih edin. İçeriklerinde yer alan posanın kalp sağlığını koruyucu etkisi vardır.</p>
<p>• Posadan zengin beslenin. Kuru baklagiller, sebzeler, meyveler ve tam tahıl ürünleri sofranızda sıkça yer alsın.</p>
<p><strong>(K)olesterol:</strong> Kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini arttıran bir numaralı etmen yüksek kolesteroldür. Bedenimizdeki kolesterolün iki kaynağı vardır: Besinler ve karaciğerimiz. Kolesterol, bir yağ türü yapı olup hücresel fonksiyonlarda önemlidir. Fakat seviyelerinde yaşanacak bir bozulma sağlığı tehdit edebilir. Kolesterolü yüksek kişilerin en sık yaptıkları hata kolesterol içeren besinleri hayatlarından tamamen çıkarmalarıdır. </p>
<p>Fakat kolesterol içeren besinlerin dengeli bir şekilde beslenme programında yer alması gerekir. Besinler ile hiç kolesterol alınmadığında karaciğerden sentezlenen kolesterol miktarı artar ve sağlık riski yükselir.</p>
<p>Kolesterol içeren besinler hayvansal kaynaklı besinlerdir, bitkisel kaynaklı besinler kolesterol içermez. Kolesterol alımını sınırlandırmak adına etlerin görünür yağları ve süt ürünlerinin kaymağı tüketilmemelidir.</p>
<p>Besinlerde yer alan posa bağırsaklarda kolesterolü bağlayarak dışarı atılmasını sağlar, böylece kan kolesterolünün azaltılmasında etkili olur. Kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, sebzeler ve meyveler posa zengini besinlerdir ve beslenme programında yeterince yer almalıdırlar. Omega-3 yağ asitleri, kan kolesterol değerlerinde olumlu değişiklikler yapar. </p>
<p>En kaliteli Omega-3 kaynağı yağlı balıklardır. Haftada 2-3 kez balık tüketilmesi gerekir. İzgara, buğulama veya fırında pişirilen balıklarda Omcga-3 kaybı daha düşük olduğundan bu tür pişirme yöntemleri ile hazırlanan balıklar tercih edilmelidir. Omega-3 yağ asitlerinin diğer besinsel kaynakları ise yağlı kuruyemişler, koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. </p>
<p>Yulaf kepeğinin içinde bulunan beta glukan türü posa kaynağının kan kolesterolünü azaltıcı etkisi birçok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır. Yulaf ezmesi ve yulaf ekmeğinin beslenme düzenine eklenmesi kolesterol değerlerinin dengelenmesi açısından yarar sağlayabilir.</p>
<p><strong>(K)ara Cİğer:</strong> Vücudumuzun en yaşamsal organlarının başında gelen karaciğer vücuda alınan enerjinin %20&#8217;sini kullanır. Vücuda gerekli ürünlerin sentezinde ve depolanmasında, vücudun artık maddelerden arındırılmasında, ilaçların ve zehirli maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında görevlidir. Vücudun detoks organıdır. Son derece dayanıklı bir organ olmasına rağmen karaciğerimiz konusunda da özenli davranmamız gerekir.</p>
<p>* İlaçların birçoğu karaciğerde yıkılır. Bu nedenle ilaç kullanımı konusunda bilinçli davranılması gerekir. Doktor tarafından verilmemiş olan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Ayrıca ilaçlar önerilen dozlarda kullanılmalıdır. Unutulmamalıdır ki &#8220;ilaçla zehir arasındaki tek fark dozdur.&#8221;</p>
<p>* Karaciğerin kolesterol sentezinde rolü vardır. Uzun süreli açlıklar ve düzensiz beslenme karaciğerden kolesterol sentezini arttırır. Bu durumu engellemek için günde 3 ana 3 ara öğün şeklinde beslenmek gereklidir. Öğünler arasında 2-3 saat olmalı ve gün içerisinde 4 saatten uzun aç kalınmamalıdır.</p>
<p>* Alkol de ilaçlar gibi karaciğerde yıkılır. Aşın alkol tüketimi karaciğer yağlanması ve siroz gibi hastalıklara neden olabilir. Alkol tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerekir. Günlük maksimum alkol tüketimi kadınlar için 2 birim, erkekler için I birimdir. Bir birim alkol 1-2 kadeh şarap, 1-2 şişe bira veya 1 duble rakı, viski veya cine eşittir.</p>
<p>* Aşın beyaz şeker tüketiminin de karaciğer sağlığını tehdit ettiği bilinir. Bu nedenle beyaz şeker tüketiminde aşırıya kaçmamaya özen gösterin.</p>
<p><strong>(K)alori:</strong> Hayalımızın büyük bir kısmı aslında kalorilerin elinde. Besinlerden alınan kaloriler sayesinde yaşamımızı sürdürüyor, istediğimiz faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Fakat fazla alınan kalorilerde başımızı fazla kilolar ile derde sokabiliyor.</p>
<p>Vücudumuza enerji veren besin öğelerinin alımı ile vücutta başlayan yıkım süreci ile enerji oluşuyor. Vücut, aldığımız her 1 gram karbonhidrat ve proteini 4. her 1 gram yağı ise 9 kaloriye dönüştürüyor. Bir de bunların dışında bedenin enerji aldığı bir kaynak daha var ki, o da alkol. Alkolün her 1 gramı 7 kalori enerji veriyor. Bütün bunların sonucunda ise günlük enerji dengemiz ortaya çıkıyor. </p>
<p>Eğer günlük alınan kalori miktarı, harcanan kalori miktarından fazla ise pozitif enerji dengesi dediğimiz kilo alma süreci başlar. Vücut fazladan alınan her 7 kalori enerjiyi I gram yağa dönüştürür. Yani günlük enerji dengesi ne kadar pozitif ise depolanan yağ miktarı bir o kadar artar. Aslında bu durumun adı pozitifte olsa, bizler için negatif bir durum teşkil eder. </p>
<p>Tam tersi bir durumda ise, yani alınan enerjinin harcanan enerjiden az olması kilo verme sürecinin başlamasını sağlar. Pozitif enerji dengesi mantığının tersi bir süreç ile her 7 kalori için I gram yağ yakmaya başlarız. Fakat kilo alırken sadece yağ depolamadığımız aynı zamanda kasta kazandığımız için kilo verirken kas kitlemizden de kayıp yaşanır. Sağlıklı kilo verme sürecinde kaybedilen kilonun %75&#8242;i yağ, %25&#8242;i ise kas olması istenir. </p>
<p>Sağlıksız diyetlerle vücuttan kaybedilen su ve kas olmaktadır. Kişilerin ihtiyaç duyduğu günlük kalori ihtiyacı; yaş, cinsiyet, sağlık durumu, vücut yapısı, sosyal yaşam, meslek gibi faktörlerden etkilenir. Yaşam boyu kilo kontrolünde başarı için kişinin durumuna ve yaşına özgü kalori gereksinmesini bilmesi gerekir. Bu konuda en doğru yaklaşımı sizlere bir beslenme uzmanı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>(K)ilo:</strong> Kalori ile son derece yakından ilişkili olan bu kavram birçok insanın bir dönem de olsa canını sıkmayı başarmıştır. Kilo almak ve kilo vermek modern yaşamda en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir.</p>
<p>Dünyada obezitenin patlak vermesi ile birlikte kilo verme sorunu kilo almaya nazaran daha ön planda olsa da. birçok kişinin istediği halde kilo alamadığı bilinen bir gerçektir. Kilo alamama durumunun çeşitli nedenleri vardır. Hipertroidi, demir yetersizliği anemisi ve barsak parazitleri gibi sağlık sorunları kişilerin kilo vermesine engel olan sağlık sorunlarının başında gelir. </p>
<p>Kilo almak isteyen bir kişinin ilk yapması gereken bir sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli tahlil ve tetkikleri yaptırmasıdır. Zayıflığın sebebine özgü tedavi ile birlikte beslenme tedavisi sürdürülmelidir. Kilo almak isteyen kişilerin ilk dikkat etmesi gereken alınan kilonun kalitesinin miktarından daha önemli olduğudur. Bu nedenle kilo almak isteyen kişiler mutlaka bir beslenme uzmanından yardım almalıdır.</p>
<p>Kilo vermek ise başta kadınlar olmak üzere birçok kişinin ortak sorunudur. Kilo vermek için birçok yöntem olsa da bunların sadece birkaçı uzun süreli başarı sağlar ve sağlıklıdır. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün bültenlerine göre uzun dönemli kilo yönetiminin 3 birleşeni vardır. Bu bileşenler sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve davranış değişikliği tedavisidir. Kilo vermek isteyen kişinin sağlıklı bir beslenme programı takip etmesi gerekir. </p>
<p>Beslenme programlarının başarı sağlaması kişiye özel olmasına bağlıdır. Zayıflamak isteyen kişiler bir beslenme uzmanı kontrolünde yaşlarına, boy ve kilolarına, vücut yapılarına, yağ-kas oranlarına, sağlık durumlarına uygun, sosyal yaşantıları ve mesleki pozisyonları ile paralel bir beslenme programı uygulamalıdırlar. Haftalık diyet ve kilo kontrolleri başarının sürekliliği açısından önem taşır. </p>
<p>Haftada 0,5-1 kg kayıp sağlıklıdır. Daha hızlı kilo verme ise hem kilo kontrolünün zorlaşmasına neden olabilir, hem de kas kaybı artar. Düzenli fiziksel aktivite. kas kitlesini arttırarak metabolizma hızının yavaşlamasını engellediği gibi, günlük enerji harcamasını arttırarak kilo vermeye de yardımcı olur. Sağlıklı bir beden ve kalp için haftada 3-5 kez günde 45 dakika orta enerji yoğunluklu egzersizlerin yapılması gereklidir.</p>
<p><strong>(K)alça:</strong> Yaş ilerledikçe özellikle bayanların başlıca sorunu haline gelmektedir. Kadınlar kalçada yağ birikmesi açısından erkeklere nazaran daha şanssızdırlar, çünkü kadınlık hormonları kalça bölgesinde yağ depolanmasını sağlar. Östrojen hormonu, karında yağ birikmesini zorlaştırırken, kalçada yağ depolanmasını kolaylaştırır. Bu nedenle kadınlar kilo almaya başladıklarında ilk olarak kalçalarından şikâyet etmeye başlarlar. Kalça bölgesinde biriken yağların sağlık açısından riskleri karın bölgesinde biriken yağlara kıyasla daha azdır. Fakat genital ve üreme sistemi ile ilgili sorunlara yakalanma riskini ve böbrek taşı oluşma riskini arttıran bir durumdur.</p>
<p>Kişiler yeterli ve dengeli bir zayıflama diyeti uyguladıklarında ve düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirdiklerinde kalçadaki fazla yağlardan kurtulabilirler. Fakat kimi durumlarda bu bölgedeki yağlanma sorununu çözmek çok uzun zaman alır. Bu süreyi kısaltmak için kişiler LPG ve Lenf Drenaj gibi FDA (Amerika Besin ve İlaç Örgütü) onaylı bazı zayıflama destek ürünlerinden yararlanabilirler.</p>
<p>(K)arın: Sağlık açısından büyük riskler yaratan karın bölgesinde yağlanma sorunu özellikle erkeklerde ve menopoz dönemindeki kadınlarda görülen bir durumdur. Karında biriken fazla yağlar, şeker, kalp-damar, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklara yakalanma riskini arttırır. Bu nedenle kilo yönetimindeki başarısızlık yaşamımızdaki bir başka &#8220;k&#8221; ya zarar verir ve karnımızda yağ miktarını arttırır.</p>
<p>Karın bölgesinde biriken fazla kiloların verilmesi kimi zaman güçlük çıkarabilir. Çünkü karın bölgesindeki yağ kendini korumaya programlıdır. İnsülin adı verilen hormonun çalışmasını engelleyerek kilo vermeyi zorlaştırabilir. Bu durumda mutlaka multidisipliner bir ekip ile tıbbi beslenme tedavisi uygulanması gerekir.</p>
<p>Kişi, bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanmış yeterli, dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı uyguladığında ilk başta fazlalıklarından kaybetmeye başlar. Beslenme uzmanı kontrolünde bir beslenme programının takibi ve düzenli kardiyovasküler egzersiz ve bölgesel hareketlerle desteklenmiş bir egzersiz programı ile karın bölgesindeki fazla yağlardan kurtulmak mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/yasaminizi-klar-yonetmesin.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Varis Tedavi Seçenekleri Nelerdir?</title>
		<link>http://www.yasamsaglik.org/varis-tedavi-secenekleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.yasamsaglik.org/varis-tedavi-secenekleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 22:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>

		<category><![CDATA[Radyofrekans tedavi]]></category>

		<category><![CDATA[Varis Lazer Tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[Varis Tedavi Doktoru]]></category>

		<category><![CDATA[Varis Tedavisi]]></category>

		<category><![CDATA[Varis teşhisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamsaglik.org/?p=794</guid>
		<description><![CDATA[
Varis teşhisi için hangi testler, niçin istenir?
Doktorunuz önce sizi muayene ederek toplardamar yetersizliğinizin derecelendirmesini yapacaktır. Genellikle yüzel ve derin toplardamarların ultrasonografik olarak incelenmesi en sık yapılan tetkiktir ve bu testte derin toplardamarların açık bulunması varis veya venöz yetmezliğin derecesi ne olursa olsun (varis yarası bile olsa)bu hastalığın kesin olarak tedavi edilebileceği anlamına gelir. Eğer derin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img41.imageshack.us/img41/6715/varistedavisi.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Varis teşhisi için hangi testler, niçin istenir?</strong></p>
<p>Doktorunuz önce sizi muayene ederek toplardamar yetersizliğinizin derecelendirmesini yapacaktır. Genellikle yüzel ve derin toplardamarların ultrasonografik olarak incelenmesi en sık yapılan tetkiktir ve bu testte derin toplardamarların açık bulunması varis veya venöz yetmezliğin derecesi ne olursa olsun (varis yarası bile olsa)bu hastalığın kesin olarak tedavi edilebileceği anlamına gelir. Eğer derin toplardamarlarda bir tıkanıklık söz konusuysa, varislere kesinlikle herhangi bir müdahale (köpük, ameliyat, lazer ve radyofrekans tedavisi) yapılmamalıdır.</p>
<p><strong>Tedavi seçenekleri</strong></p>
<p>Klasik tedavi yöntemleri (ameliyatla varisleşmiş damarların çıkarılması gibi) tüm dünyada giderek azalırken yeni tedavi yöntemleri (Lazer, radyofrekans ve köpükle tedavi gibi) hızla popüler olmuştur. Yeni tedavi yöntemleri sayesinde tedavi uygulanan hastaların hastanede yatmalarına gerek kalmayıp ortalama 1 -3 saat sonra evine gidebilmekte ertesi gün günlük hayatlarına dönmektedirler.</p>
<p><strong>Köpük tedavisi</strong></p>
<p>Varisli damar (2-5mm çaplı) içine ince bir iğne ile köpük haline getirilmiş ilaç uygulaması yapılır. Bu ilaç damar iç duvarının karşılıklı yapışmasına yol açarak varisli damarın kapanmasını sağlar. Kan akımı olmayan damarın mavi mor rengi kaybolur. Varisli damarın kapatılması, herhangi bir dolaşım problemine neden olmaz. İşlemden 30 dakika sonra hasta günlük işlerine dönebilir. Hastaya 5-7 gün varis çorabı giymesi önerilir. Varislerin yaygınlığına göre ortalama 2-10 seans tedavi gerekebilir. Bu tedavi seansları arasında 6-8 haftalık süreler olmalıdır.</p>
<p><strong>Radyofrekans tedavi</strong></p>
<p>Örümcek şeklindeki (0.5-1 mm çaplı)damar belirginleşmesi bayanlarda ( %70&#8242;e varan oranlarda)oldukça sık görülür. Bu tür varislerin tedavisinde radyo dalgaları ile bu damarlar ortadan kaldırılabilir, oldukça etkili bir yöntemdir. İşlemden hemen sonra hasta günlük işlerine dönebilir ve varis çorabı giyilmesine gerek yoktur.</p>
<p><strong>Doktora Ne Zaman Başvurulmalı?</strong></p>
<p>Uzun süre oturma veya ayakta durma ile bacaklarda ağırlık hissi, kramp, şişlik hissi veya ağrı gibi şikayetlerden biri veya birkaçı; özellikle ayak bileği çevresinde ciltte kırmızı veya kahverengi renk değişikliği veya sizi görüntü olarak rahatsız ediyorsa bir doktora başvurunuz.</p>
<p><strong>Lazer tedavisi</strong></p>
<p>2002 yılından sonra uygulanmaya başlanan ve çok kısa sürede popüler olan bu tedavi yöntemi büyük çaplı varislerin (5-20 mm) tedavisinde %97-100&#8242;lük yüksek basan oranları ile kullanılmaktadır. Hastalar işlemden 1-3 saat sonra evet 1 gün sonra günlük işlerine dönebilmektedirler. İşlemden sonra en fazla 10 gün varis çorabı giyilmesi önerilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamsaglik.org/varis-tedavi-secenekleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
