
Bursa’da son günlerde Billboardlarda alışılmadık ilanlar yer aldı. İlk gözüme çarptığında önce ÅŸaşırdım… Pek çok kiÅŸi gibi! Petrol-İş Sendikası’nın
işçileri sendikalı olmaya çağıran “Güleryüzlü” duyuruları, sadece billboardlarda deÄŸil; BursaRay istasyonlarında, otobüs duraklarında, aklınıza gelebilecek her türlü açık hava ilanlarında da yer aldı.
Ayrıca gazete, radyo, televizyonlarda! Hatta, sinema salonlarında film baÅŸlamadan önce Halil Ergün ve Meral Okay’ın oynadığı reklam filmlerinde… Neden ÅŸaşırdık ki!
Bu tür açık hava ilanlarını firmalardan siyasi partilere, yerel yönetimlerinden devlet kurumlarına dek pek çok kiÅŸi ve kuruluÅŸ kullanıp duruyor…
Alışılanın dışına çıkıldığından olsa gerek…
Daha önce de, miting gibi etkinlikler için sendika ve sivil toplum kuruluÅŸları da açık hava ilanı vermiÅŸti…
Ama “Sendikalı ol, sendikaya güven”çaÄŸrısı içeren bir ilan da görmemiÅŸtik…
Petrol İş’in ilanları, sendikaların çağın gereksinimi ya da dayatması olan iletiÅŸim kaynaklarını kullanmayı öğrendiklerine yönelik önemli bir iÅŸarettir.
Hatta, sendikaların kabuk değiştirdiğinin işaretidir.
“Medya bize yer vermiyor”yakınmaları, basın camiasının çok sık duymaya alıştığı sözcüklerdir…
Siyasi parti, sendika, akademik oda ve çeÅŸitli sivil toplum kuruluÅŸu temsilcilerinden çok sıkça duyarız…
Öncelikle; bir kurum ya da kuruluşun yakınarak, şikayet ederek medyada kendilerine yer bulmaları mümkün değil.
(Ayrıca, bazı kiÅŸi, kurum ve kuruluÅŸlara bazı ya da tüm basın kuruluÅŸları yer vermez… Yönetsel kırmızı hatlar vardır. Çok tartışılır, kınanır; ama her daim de olmuÅŸtur. Basına özel günlerde, baÅŸta sansür ve otosansür olmak üzere tepkilerimizi dile getiririz, ama sistemin dayatması olan kaçınılmaz çark, kendi akışında dönmeye devam eder.)
Petrol-iÅŸ kalıpları kırdı…
Sendika yöneticileri “Medya bize yer vermiyor” mızmızlanmalarını bir yana bırakarak, medyada yer almanın ve duyurularını hatta taleplerini kamuoyuna iletmenin yolunu buldular…
Böyle mi olmalı! Elbette değil. Demokrasinin oturduğu ülkelerde, örgütlenmelerin önünde engeller olmaz.
Bizde 12 Eylül Darbesi’nden sonra gelen yaptırımlarla demokrasi öylesine yerle bir edilmiÅŸtir ki; hala acılarını, sancılarını çekiyoruz.
Yıllardır her gelen iktidar 12 Eylül Yasalarından yakınır durur da, bir türlü tasfiye edilemez…
GeçmiÅŸte yüzde 98′le kabul edilen bu yasalar ÅŸimdi oylansa aynı oranda reddedilecek olsa bile!
12 Eylül Darbesi’nin deÄŸiÅŸtirdiÄŸi zihinsel haritalarda “örgütlenme”eÅŸittir”örgüt”olarak algılaması bilinçli olarak oluÅŸturulmuÅŸtur.
Örgüt sözcüğünün terörle birlikte kullanılması, yasa dışı oluşumları tanımlamak için kullanılması asla bir dil sürçmesi değildir.
Örgütlenme denilince vatandaşın büyük çoÄŸunluÄŸunun aklına “Suç teÅŸkil eden, yasalar karşısında cezalı duruma düşen” bir yapılanma geliyor.
Bu nedenle de, sistemle en uyumlu dernekler bile kendilerini sivil toplum örgütü olarak tanımlamaktan kaçıp, Türkçede”Örgüt”ün yerine sözcük olarak hiç de karşılamayan “KuruluÅŸ”u kullanıyorlar.
“Ör”;”Örgür”Örgütlenme”…”Kur”;”KuruluÅŸ”…Aynımı sizce?
(Konuyla ilgili değildir, ama örneklem olarak yerine oturur diye düşünüyorum; Sözcüklerin içini boşaltarak başka anlamlar yükleme eylemi en çok son yıllarda kadınlar üzerinde yapılıyor. Kadın oldu bayan! Bayan da yetmedi, hanım oldu. Hatun da diyenler var. Bu sözcükler, yazıda, hitapta özetle dilde yerleşiğe dönmeye çoktan yüz tuttu bile!)
Petrol-İş Sendikası’nın yürüttüğü “Sendikalı Ol” kampanyası “örgütlenmedin önündeki zihinsel engelleri kaldırmayı, sözcüğe doÄŸru anlam yüklemeyi hedefliyor…
Bunu nasıl mı yapıyor?
Anayasal hakları, yasada yer alan şekliyle madde madde ilan ederek!
İş Yasası’ndaki, Türk Ceza Yasası’ndaki işçiler lehine maddeleri tek tek anlatarak!
Aslında traji komik, acı bir durum.
İnsanlara en temel, yasalarla tanınmış haklarını ilan ederek anlatıyorsunuz…
Demokrasinin önemi tartışılmaz, ancak demokrasiyi besleyen yasalar olduğu kadar, kişilerin yurttaşlık bilincine sahip olmaları yani yasaların kendilerine verdiği haklarla yüklediği sorumlulukları bilmeleri ve hayata geçirmeleridir.
Petrol-İş tüm reklam çıkışlarına karşın medyada, belki yine istedikleri ölçüde yer almayacaklar.
Ancak kamuoyu oluşturdukları tartışılmaz.


